Bak kızlık zarımı diktirdim!..

Ocak 26, 2008
 Hadi Hayırlı Olsun !!
Sadece İstanbul’da binlerce kadın “kızlık zarı diktiriyor”. Bir çoğunda amaç “eşine sürpriz” yapmak!

26 Ocak 2008 17:36


Sadece İstanbul’da bunun için hastaneye koşan binden fazla bayan var bazıları ise eşine sürpriz için diktiriyor.

Kapalısı açığı, eğitimlisi eğitimsizi binlerce genç kız, kızlık zarının tamiri için hekimlerin kapısını çalıyor. Doç. Dr. İbrahim Aşkar, ‘Kesin olmamakla birlikte sadece İstanbul’da her yıl binden fazla kızlık zarı dikiliyor’ dedi.

Kızlık zarı ülkemizde halen tabu olmayı sürdürürken; bu yüzden cinayetler işleniyor, genç bedenler toprağa veriliyor.

Latince adı ‘hymen’ olan kızlık zarı, Yunan mitolojisinde ‘Evlilik tanrısı’nın ismidir. Ülkemizde kızlık zarının bozulmamış olması, kadının bekareti yani bir erkekle cinsellik yaşamadığının sembolüdür. Bu yüzden bekaret adeta tabulaştırılmıştır. Ancak bekarete yüklenen önem, bazı durumlarda kadınların hayatının bile önüne geçer. İsteyerek ya da istemeden cinsel deneyim yaşayan körpecik bedenler, namus, töre uğruna canından olur. Aslında bozulan kızlık zarı değil, ahlakımızdır…

DURUM GERÇEKTEN VAHİM!

10 yıl Diyarbakır’da hizmet veren ve Dicle Üniversitesi Plastik Cerrahi Bölümü’nü kuran Doç. Dr. İbrahim Aşkar kızlık zarı konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Toplumun hemen her kesiminden genç kızların kızlık zarı onarımı için kapısını çaldığını söyleyen Doç. Dr. Aşkar, “Bu sadece benimle sınırlı bir şey değil. Bütün kadın doğum uzmanlarına ve plastik cerrahlara gidildiği düşünülecek olursa olayın büyüklüğü çok daha iyi anlaşılır” dedi. “Nişantaşı’ndan ve Etiler’den onarım için başvuranlar olduğu gibi İstanbul’un varoş semtlerinden de gelenler oluyor” diye konuşan Doç. Dr. İbrahim Aşkar, zar onarımı isteyen genç kızların kesin sayısını vermenin zor olduğunu belirtti. Doç. Dr. Aşkar, bu konuda şunları söyledi: “Kızlık zarı dikimlerinin çoğunluğu gizli tutuluyor. Bir kere İstanbul’da plastik cerrah sayısı 100′ün üzerinde. Bunlardan 10 tanesi zar onarımı yapsa ve her birinin 5′er tane yaptığını düşünün. Bu arada kadın doğumcuları da unutmamak lazım. Yine İstanbul’da en az 500 tane de kadın doğumcu var. Bu doğrultuda sadece İstanbul’da yılda en az 1000 genç kızın kızlık zarı onarımı yaptırdığını söyleyebiliriz.”

AYDA 10 HASTA BAŞVURUYOR

Genç kızların daha çok kendilerine internet yoluyla ulaştığını anlatan Doç. Dr. İbrahim Aşkar, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Ortalama her gün net internet üzerinden bu konuda 1 kişiye en az danışmanlık yapıyoruz. Konu hakkında bilgi alıyorlar. Bu son derece ciddi bir rakam. Sadece bize değil birçok kişiye bu şekilde ulaşılabiliyor. Bu bana ulaşan rakam. Ama kullanamayanlar kendi bildikleri yöntemlerle tanıdık tavsiyesiyle gidip kızlık zarı onarımı yaptırıyor. Ayda ortalama 10 hasta kızlık zarı diktirmek amacıyla bize başvuruyor. Sadece birkaç tanesine biz işlem yapıyoruz. Kendilerine yapılacak işlemleri anlatıyoruz. Bu işlemlerde şehir mesafesi önemli. Sonuçta hepsi İstanbul’dan gelmiyor. Bazıları geldiklerinde kalacak zamanları olmuyor. Bu yüzden de vazgeçebiliyorlar.

İKİ TİP DİKİM İŞLEMİ VAR

Kızlık zarı dikim işlemi iki tiptir. Birisi halk arasında yaygın olarak bilinen şekliyle hemen ilişkiye girmeden birkaç gün önceden yapılan, diğeri zarar görmüş zar parçalarını tutturup dikerek yaptığımız işlem. İkinci işlem birkaç ay, birkaç yıl dayanabiliyor. Burada amaç zarın mümkün olduğu kadar orjinale yakın olması. Hal böyle olunca en küçük zorlamayla, hareketle yırtılabiliyor. Müdahaleden sonraki 7 gün hastadan hareket etmemesini istiyoruz. Şehir dışından gelen kişi herhangi bir yakınının yanında kaldığında bunu izah edemiyor. Çünkü tanıdıklarına bunu anlatması mümkün değil. ‘Niye kalkmıyorsun, yaran yok’ veya ‘Ne ameliyatı oldun sen?’ diye soruluyor. Genç kız bunu izah edemediği için İstanbul dışından kolay kolay gelemiyor.

ELBETTE ETİK DEĞİL

Ancak bu hafta sonu kızlık zarını diktirmek için gelecek ayın 10′una bir hastamız randevu aldı. Uzun süreli dikim istiyor. Aslında insanlar bu olayı bir tatil programını planlar gibi planlıyor. Etik olmadığı konusunda ben de hemfikirim. Yalnız şu var ki; ‘ben Ayşe’nin Fatma’nın kızlık zarını diktim’ diye açıklamak da etik değil. Doğal olarak hasta mahremiyetini koruyarak gelen hastaya müdahale yapıyoruz. Etik olmamasının en önemli nedeni; Türkiye’deki tabuların anormalliği. Benim şahsi fikrim, kesinlikle bir kızın ya da kadının sadakati kızlık zarının yırtılmasıyla ölçülecek bir şey değil.

SADAKAT BUNUNLA ÖLÇÜLMEZ

Eğer insanın beyninde bir şey varsa, bunu istediği zaman istediği ortamda yapabilir. Sadece kızlık zarıyla kadının sadakati ölçülemez. Bunun dışında sapık şeyler yapan bir sürü insan da var. Bana göre gereksiz, abuk subuk bir şey bu. Ayrıca gelen hastaya da bunu anlatıyorum. ‘Boşu boşuna psikolojinin bozulmasının anlamı yok’ diyorum, ‘kafana takma’ diyorum ama genelde şartlanmış olarak geliyorlar. Bu şartlarda yapıyoruz operasyonu. ‘Aman gel, mutlaka yapalım’ diye bir yaklaşım yok. Bu ahlaki değil, etik değil, insani hiç değil.

Takvim

www.haber3.com dan alıntı


Şirinyer NATO Karargahı yüz asker beş fahişe ve bir dönme ile emir ve görüşlerinize hazırdır komutanım.

Ocak 20, 2008

grisbasl.jpgTARAF (MAGAZİN) NATO’nun İzmir Şirinyer’deki karagahı Türk askerinini disiplinli ve sert görüntüsünü oldukça yumuşatan bir tablo çiziyor. Karagahta sadece Türk askerler değil dost ülkelerin görevlileri de bulunuyor. Böylelikle, bu birliğin çizdiği tablo dünyaya yansımış oluyor.

Terör sebebiyle Türkiye’deki bütün birlikler saldırılara karşı alarm altında. Bu tehdit ciddi hazırlıklar ve sıkı bir disiplini gerektiriyor. Bu gerçek bir yana, Türkiye’de yükselen anti Amerikancı söylemler ve aşırı dinci tehdit sebebiyle NATO tesisleri daha öncelikli bir hedef olmasına rağmen Şirinyer karargahı sahip olması gerken disiplin ve ciddiyetten çok uzaklarda görünüyorKısa bir süre önce karargahtaki bütün bilgi ve belgelerin deşifre edilmesi de disiplin zafiyetinin bir göstergesi olarak yorumlanmıştı. Yeni komutanın enkaz devraldığı edebiyatını yapsa da bir önceki dönemden fazlasının olduğu eksiğinin olmadığı konuşuluyor. Gizli bilgi ve belgelerin koğuşlara kadar sokulan fahişelerin ellerinde dolaştığını görenler var.Ekteki resimlere bakarak, burasının bir meyhane mi, kerhane mi, kumarhane mi, internet kafe mi yoksa bir askeri birlik mi olduğuna siz karar verin. Taraf Gazetesi olarak, magazin haberi eksiğimiz olduğu eleştirilerine cevap vermek için bu haberi yayınlamaya karar verdik. Koğuşlar ve askeri araçlardaki kadınları ya da dönmeleri, komutan masalarındaki rezillikleri, yemekhanelerdeki rakılı alemleri, silah ve mermilerle verilen samimi pozları yüzlercesinin içinden seçerken en seviyeli olanlarını seçtiğimizden emin olun. Talep edenlere diğerlerini de gönderebiliriz.Fahişeler dahil kimin girip kimin çıktığı belli olmayan, disiplinin esamesi okunmayan NATO karargahı, hedeflediği dünya güvenliğinden önce kendi güvenliğini sağlama alırsa çok daha gerçekçi bir adım atmış olacak.
ŞİRİNYER Hava Askeri Karargahı İçki Alemleri Dosyası
http://www.youtube.com/watch?v=uCq0WjAb9fM

ŞİRİNYER Hava Askeri Karargahı Uyuşturucu Dosyası

http://www.youtube.com/watch?v=tZ-Aod6Ts6A

ŞİRİNYER Hava Askeri Karargahı Fuhuş Dosyası

http://www.youtube.com/watch?v=eyNrZobpTKY

ŞİRİNYER Hava Askeri Karargahı Disiplinsizlik Dosyası

http://www.youtube.com/watch?v=4sO2kDenUWQ

01072007034.jpg

01072007035.jpg

02052007008.jpg

02052007011.jpg

04052007013.jpg

04052007026.jpg

04052007032.jpg

04062007006.jpg06042007021.jpg

07052007.jpg

10072007008.jpg

10072007011.jpg

12052007019.jpg

20072007073.jpg


Washington Post’tan bayan Gül’e…

Ocak 19, 2008
Washington Post'tan bayan Gül'e...
Cafe Milano için ‘Görmek, estetikli yüzünü göstermek isteyenlerin gittiği yer’ deniliyor. FOTOĞRAF: DHA

Hayrünnisa Gül’ün ABD’de bir Türk garsonu işinden eden ıstakozlu makarna keyfini sayfalarına taşıyan Washington Post, ‘Görünmek istemezsen, o mekâna gitmezsin’ dedi

RADİKAL - İSTANBUL/WASHINGTON - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ABD ziyareti sırasında, eşi Hayrünnisa Gül’ün bir Türk garsonu işinden eden ‘ıstakozlu makarna’ keyfi, Washington Post gazetesine haber oldu.
Gazetenin en çok takip edilen köşelerinden ‘The Reliable Source’ (Güvenilir Kaynak) adlı bölümünde, olaya sahne olan Cafe Milano’nun ‘Washington D.C.’nin ‘kırmızı halısı’ olduğu vurgulanarak, “Görmek, görünmek, estetikli yüzünün yeni halini göstermek isteyen herkes ordadır. Eğer görünmek istemiyorsan, oraya gitmezsin” denildi. Habere First Lady’nin boy fotoğrafı da eşlik etti. Washington Post, haberde özetle şöyle dedi:
“Türk Cumhurbaşkanı’nın ziyareti sırasında, eşi bir ‘kızlar toplantısı’ için Georgetown’un gözde mekânına geldi. Serbest çalışan Türk gazeteci Bilge İsa Seyran da başka bir gazeteciyle aynı mekândaydı. Seyran, grubun baş köşeye oturan VIP masasını gözlemeye başladı. Onlara hizmet veren Türk asıllı garson Kerem Çelik’ten beş kişinin 500 dolar hesap ödediğini ve 100 dolar bahşiş bıraktığını, Mrs. Gül’ün ıstakozlu makarna istediğini öğrendi. Bu Türkiye’deki gazetelere yansıdığında dindar, türbanlı Müslüman Gül’ün jetsete hitap eden bir restoranda ıstakozlu makarna yemesi büyük yanhkı uyandırdı. Garson Çelik, Türk Büyükelçiliği’nden işyerine gelen bir telefonun ardından işinden atıldı. Washington Post’a olayla ilgili konuşmayı reddeden Çelik, ‘Olanları unutup yeni iş bakıyorum’ dedi. İşten atılmasıyla ilgili olarak da ‘Haklıydılar’ demekle yetindi.”