Talabani’nin sevgisi…

Şubat 29, 2008
Murat Yetkin Murat Yetkin

Irak Cumhurbaşkanı Talabani, kendisini ziyaret eden Amerikan heyetini Türkçe konuşarak böyle karşıladı ABD’nin etkili bir düşünce kuruluşunun heyeti tam 21 Şubat günü Vaşington-Amman üzerinden Erbil havaalanına indi. O akşam Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin etkili bir isminin evinde yemekteyken ev sahibi bir telefon aldı. Masaya beti benzi atmış olarak döndü. “Bamarni’de Türk tankları harekete geçmiş. Peşmergelerimiz güçlükle durdurmuş. Sorun var” diye açıkladı.
Heyet üyeleri, ertesi sabah Türkiye’nin sınır ötesi kara harekâtını başlattığı haberiyle uyandılar.
The Washington Institute for Near East, Türkçesiyle, Yakın Doğu İçin Vaşington Enstitüsü, Amerikan başkentinin gerçekten etkili kuruluşlarından. Önceden planlanmış bu gezinin Türkiye’nin sınır ötesi kara harekâtı günlerine denk gelmesi onlar için hem sürpriz, hem bulunmaz fırsat olmuş. Her şeyi sıcağı sıcağına ve ayrı bir pencereden görme fırsatı bulmuşlar.
Amerikan araştırmacı heyeti 24 Şubat pazar günü Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani tarafından kabul edilmiş. Bu, kara harekâtının yankı ve tepkilerinin içeride ve dışarıda zirvede olduğu gündür. Ahmet Davutoğlu başkanlığındaki Türk heyeti henüz Irak’a gidip Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Talabani’ye resmen bir kez daha davetini iletmiş değildir; ancak heyetin geleceği belli olmuştur.
Enstitü heyetinde bir de Türk, Enstitü’nün Türkiye araştırmalarının başındaki Dr. Soner Çağaptay vardır.
Bundan sonrasını Dr. Çağaptay’ın ağzından aktarıyorum: “Salona girer girmez Talabani bizi Türkçe olarak ‘Hoşgeldiniz’ diye karşıladı. Heyetimizin diğer üyelerinin şaşırmasına aldırmadan, gözünü bana dikmiş halde yine Türkçe devam etti: ‘Biz Türkiye’yi çok seviyoruz’. Ben de kendisine Türkçe konuşmasının benim için sürpriz olduğunu söyledim. ‘Olur mu? Biz hep Türklerle, Türkmenlerle içi içe yaşadık’ dedi. Eşinin dedesinin Birinci Dünya Savaşı’nda Rusların işgal ettiği Van’dan kaçarak Dohuk’a yerleştiğini anlattı.”
Dr. Çağaptay, Türkiye’ye “müzahir” bu tabloya Iraklı Kürt liderler arasında görmenin de kendisi ve heyetin Amerikalı üyeleri için “yeni” olduğunu söylüyor. Liderlik seviyesindeki Türkiye ile ilişkileri geliştirme ve PKK’ya karşı mesafeli durma tutumunun, Irak Kürt halkı arasında Türkiye korkusu ve karşıtlığına rağmen elle tutulur hale gelmesini ise şu dört unsura bağlıyor:
1- Iraklı Kürtler 1975 ve 1996 bozgunlarından sonra Amerikalıların kendilerini üçüncü defa kullandıktan sonra kenara atacakları endişesine kapılmışlar,
2- Bağdat’ta ve Irak parlamentosunda, Saddam’ın hemen ardından olduğu gibi “at oynatamıyorlar”. Sünni ve Şii Araplarla (i) petrol yasası, (ii) Kerkük’ün statüsü ve (iii) Bağdat’ın komutasında olmayan peşmergelerin maaşlarının merkezi bütçeden ödenmesi konularında derin ayrılıklar var,
3- İran’dan korkuyorlar. Türkiye’nin kara harekâtının sürdüğü günlerde dahi, birinci tehdit algılaması olarak İran’ı görüyorlar. Çünkü Türkiye’nin Irak’a girdiğinde PKK’ya karşı girdiğine ve kalıcı olmayacağına, ama İran’ın girerse çıkmayacağına inanıyorlar,
4- Ciddi mali darboğaz içindeler. Petrol yasasını imzalamadıkları için yatırım gelmiyor. Propagandası yapılan Kürt cenneti, iki ay geriden ödenebilen peşmerge dahil memur maaşları ve yolsuzluk söylentileriyle lafta kalıyor.
Bunlar önemli tespitler. Peki bu tablo içinde ABD’den Türkiye’ye gelen “Bir an önce işinizi bitirin” taleplerini neye bağlamak lazım? Yalnızca Iraklı Kürtleri, Bağdat’taki parlamentoyu ve ABD Kongresi’ni yatıştırma çabasına mı?
Dr. Çağaptay’a göre “Yalnızca bunlar değil”. Bu yargısını ilginç bir benzetmeyle açıklıyor: “ABD Türkiye’ye stratejik ortak dediğinden bu yana İsrail’e davrandığı gibi davranıyor. Tabii ki Filistin ya da Lübnan’a İsrail harekâtlarıyla Türkiye’nin harekâtını benzetmiyorum. Ama tutum olarak, ABD ilk hafta İsrail’e ‘itidal ve ölçülü tepki’ telkin eder. İkinci hafta bu ‘Bir an önce işinizi bitirip çekilseniz iyi olur’ telkinine dönüşür. ABD artık ‘çıkın’ diye kesin dil kullandığında İsrail’in işi zaten bitmiş olur”. Benzetme, kendisinin de söylediği gibi tam oturmasa da, bakış ilginç.
Ama yine de bütün bu tablo içinde en ilginç tavır, Amerikan heyetinde bir Türk görür görmez, heyeti Türkçe ağırlayan Cumhurbaşkanı Talabani’nin tutumu.
Bakalım sınır ötesi harekât hedeflerine zamanlıca ulaşıp, Talabani’nin planlandığı gibi mart içinde Ankara’ya gelmesine izin verecek mi?


Tugg. Munir Erten’den sok aciklamalar.

Şubat 22, 2008

buyukanit.jpg

Radikal-Ankara-

SON DAKIKA-GENELKURMAYIN HALKA YALANLARI(tespitli)

 Asagidaki Youtube linkini tikladiginizda Yasar Pasanin milleti nasil kandirdigini belgeleri ile okuyacak vede dinleyeceksiniz. Irak harekati baslamadan önce bu video yayinlandi. Ayrica Genelkurmayda yuvalanmis yabanci istihbaratlarin ne kadar güclü olduklarina kendiniz karar vereceksiniz. Yorum sizin.

http://www.youtube.com/watch?v=fHrqrZT0Gjo


Kayıp üsteğmen için eşi yalvardı: Onu bulun 

Şubat 21, 2008

Bu Üsteğmendende haber alınamıyor.(Bağlantı kopmuş..??)

Kayıp üsteğmen için eşi yalvardı: Onu bulun 
2.5 aydır kayıp olan Uluğ’un eşi Meclis’ten yardım istedi.

ZİHNİ ERDEM

ANKARA - Şırnak’ta operasyon sırasında 2.5 ay önce kaybolan Tabip Üsteğmen M. Fatih Uluğ’un eşi Feray Uluğ, TBMM’ye başvurarak, “Eğer öldüyse cesedini, sağsa nerede olduğunu bulun” diye yardım istedi.
Feray Uluğ, önceki gün iki yaşındaki kızı Şebnem Pelinsu’yla birlikte TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’i ziyaret etti. Bazı basın organlarında yer alan “Üsteğmen firar etmiş olabilir” iddialarını yalanlayan Feray Uluğ, “Firar ettiğine inanmıyorum. Firar etmesi için de bir neden yok. Firarda olsaydı 2.5 ay içinde beni ve kızını mutlaka arardı. Kızına çok düşkündü. Onu görmeden bir gün bile duramazdı” dedi.
‘Kaçırıldığı kabul ediliyor’
CHP’li Ersin verdiği bilgiye göre eşinin PKK’ya katılma olasılığının
’sıfır’ olduğunu belirten üsteğmenin eşi konuyla TBMM’nin de ilgilenmesini istedi:
“Genelkurmay ve Jandarma Genel Komutanlığı ellerinden geleni yapıyorlar. Ama şu ana kadar bir sonuç yok. Lütfen bu konuda Meclis de yardımcı olsun. Her şeye hazırlıklıyız. Eşimin öldüyse cesedi, sağsa nerede olduğu bulunsun. Her gün merak içinde beklemekten bitap düştüm. İki yaşındaki kızım biraz daha büyüyüp de ‘Babam nerede’ diye sorarsa ne diyeceğim?”
Ersin, konuyla ilgili şunları söyledi: “Araştırmalarıma göre, kayıp üsteğmenin maaşının dörtte biri kesilerek eşine ödeniyor. ‘Kayıp’ kabul edilse tamamı ödenirdi. Firar olsa hiç ödenmemesi gerekir. Kaçırıldığı kabul edilmiş ki, maaşının dörtte üçü ödeniyor.”
Feray Uluğ’a kayıp teğmen olayını Meclis gündemine taşıyacağını söyleyen Ersin, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi


Santoro öldürüldüğünde ‘Pontusçu’ diye izleniyordu

Şubat 21, 2008

Santoro öldürüldüğünde 'Pontusçu' diye izleniyordu
Santoro, 5 Şubat 2006′da öldürüldü.

-Faili Belli Ölümler-Cinayetlerin Perde Arkasında Devlet

Rahip Santoro 5 Şubat 2006′da öldürüldüğünde üç aydır polis takibindeydi

İSMAİL SAYMAZ

İSTANBUL - Trabzon Santa Maria Katolik Kilisesi Rahibi Andrea Silvio Santoro’nun polis tarafından dinlenirken öldürüldüğü ortaya çıktı.
Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi , Katolik olmasına rağmen, ‘Pontusçuluk faaliyetlerini yürütmek için Karadeniz’e geldiği, oluşuma eleman kazandırdığı, gerekli finansmanı sağladığı’ iddiasıyla üç aylık ‘dinleme’ kararı verdi. Rahip Santoro, 8 Aralık 2005′te verilen iznin bitmesine üç gün kala, 5 Şubat 2006′da öldürüldü. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dinlenilmesine izin verdiği ikinci isim yine kamuoyunun yakından tanıdığı biri çıktı. Bu, Hrant Dink cinayetinin azmettiricisi olduğu iddiasıyla yargılanan Yasin Hayal. Radikal dini görüşleri yüzünden dinlenilmesine karar verilen Hayal ile Santoro’nun alt alta sıralanması, şu soruya akla getiriyor: İkisini de 17 yaşındaki ‘çocukların’ işlediği cineyetler, bağlantılı mı?
Trabzon Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Hasan Durmuşoğlu imzalı 8 Aralık 2007 tarihli, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmek üzere hazırlanan iki ayrı ‘İletişime Müdahale Talep Formu’nda üç isim var: Rahip Santoro, Yasin Hayal ve Hayal ile bağlantısı olduğu iddia edilen H.D.
Pontusçuymuş!
Trabzon polisi, ‘Katolik olduğu’ bilindiği halde Santoro hakkında, formun ‘Örgütü/Faaliyet Alanı’ boşluğuna ‘Pontusçuluk’ notunu düşmüş. Formda, Rahip Santoro ile ilgili şöyle deniyor: “Rahip Santoro’nun ülkemize bu tür (Pontusçuluk) faaliyetler içerisinde olduğu, yaklaşık dört yıldır ülkemizde olduğu, 2003 yılı içerisinde Karadeniz’de yürütülen Pontusçuluk faaliyetlerini organize etmek, oluşuma eleman kazandırmak, gerekli maddi finansmanı sağlamak ve sorumlu düzeyde faaliyet göstermek amacıyla Trabzon’a geldiği…”
Formda, “Ülkemizin birliği ve bütünlüğü bozmak amacıyla faaliyet yürüttüğü” belirtilen Santoro’nun 0535 348.. .. numaralı GSM telefonunun dinlenmesi istendi. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi, aynı gün bunu onadı. Ancak kararda, iki isim daha vardı. İkinci ve üçüncü sıradaki isimler, çok ilginçti: Biri, Dink cinayetini azmettirdiği iddiasıyla tutuklanan Hayal ve diğeri de Hayal ile ilişkisi olduğu öne sürülen H.D.’ydi.
Trabzon Emniyeti’nin, Hayal’in 0538 719 .. .. numaralı telefonunun dinlenmesi için hazırladığı formda, ‘Örgüt/Faaliyet Alanı’ boşluğuna ‘Selefilik’ diye yazıldı. Gerekçe olarak da, El Kaide’nin selefiliği benimsediği belirtilerek, şöyle denildi: “Hayal’in selefi-vehhabi düşünceyi benimsediği, 24 Ekim 2004′te Mc Donalds’a parça tesirli bomba atıp altı kişinin yaralanmasına neden olduğu, cezaevinden 13 Eylül 2005′te bırakıldığı, cezavinde bulunduğu süre içerisinde aşırı radikal fikirleri benimsemekle birlikte birçok irtibat edindiği…”


‘Esastan görüşmeyiz’ dememek

Şubat 19, 2008
İsmet Berkan İsmet Berkan

Murat Yetkin dün sabah Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’la konuştu ve Haşim Kılıç, mahkemenin önüne gelmesi muhtemel olan türbanla ilgili anayasa değişiklikleri için, ‘Biz anayasa değişikliklerine sadece şekil denetimi yaparız, esastan görüşmeyiz’ demedi.
Aslında diyebilirdi de, çünkü biraz sonra anlatmaya çalışacağım gibi Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu iki maddelik değişiklikle ilgili yapacağı her türlü denetim son tahlilde ‘şekil denetimi’ olacak!
Burada soru şu: Şekil denetimi nedir?
Anayasa’nın 148. maddesinde söylendiği gibi, şekil denetimi, ‘… teklif ve oylama çoğunluğuna uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlı’ mıdır?
Yoksa, Anayasa’nın ‘değiştirilmesi teklif dahi edilemez’ dediği maddelerde yazılı olan unsurlar için ‘teklif yasağı’nın çiğnenip çiğnenmediğini de kapsar mı?
Daha önce, 12 Eylül öncesi Anayasa Mahkemesi’nin denetim yetkisi şekil şartlarıyla sınırlandıktan sonra da, ‘teklif yasağı’ kapsamındaki maddeler uyarınca anayasa değişikliklerini denetlediğini yazmıştım.
Bu sefer başka bir örnek vereyim. Diyelim Türkiye Büyük Millet Meclisi, en az 184 milletvekilinin imzasıyla verilen ve Anayasa’nın seçimlerin dört
yılda bir yapılacağını öngören 77. maddesini ’seçimlerin 25 yılda bir yapılması’ şeklinde değiştiren bir anayasa değişikliğini usulünce kabul etti.
Bu yeni anayasa hükmü içerik bakımından denetlenemeyecek, Meclis diyelim 411 oyla ve bütün şekil şartlarına da uyarak kabul etti diye ‘Anayasaya uygun’ mu olacaktır?
Bu soruya, ‘Evet, yapacak bir şey yok’ diyen de var, ‘Olur mu öyle şey, Anayasa Mahkemesi bu değişikliği Anayasa’nın 2. maddesinde yazılı ‘demokratik devlet’ ilkesine aykırı bulup iptal eder’ diyen de.
Başkalarının ne dediğinin çok önemi yok. Burada önemli olan Anayasa Mahkemesi’nin ne diyeceği.
Mesele, evet bir yanıyla basitçe üniversitede kılık kıyafet özgürlüğü sağlamak, isteyenin istediği gibi giyinmesinin önünü açmak.
Ama başka bir yanıyla, Anayasa’da yazılı laiklik dahil pek çok ilkeyi yorumlamaya yetkili tek kurum olan Anayasa Mahkemesi’nin geçmişte yaptığı bir yorumu anayasa değişikliği yoluyla ortadan kaldırmak.
Burada, daha önce de yazdığım gibi, Anayasa Mahkemesi’nin yapılan değişiklikle ilgili ne karar vereceği, iptal edip etmeyeceği bana göre ikincil planda.
Öncelik, Anayasa Mahkemesi’nin bir anayasa değişikliğini, ‘değiştirilmesi teklif dahi edilemez’ denen maddelerin dolaylı yoldan değiştirip değiştirmediğini incelemeyi kabul edip etmeyeceğinde.
Anayasa Mahkemesi eğer bu incelemeyi kabul edecek olursa, bundan sonra Anayasa’da yapılacak bütün değişikliklerin böylesi bir incelemeden geçmesinin de kapısı açılmış olacak.
Bilmiyorum pazar günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı TV’de izleme şansınız oldu mu ama bir şey dikkatimi çekti: Başbakan artık ’sivil Anayasa’dan, ‘Anayasa’yı baştan sona değiştirmek’ten söz etmiyor, onun yerine ‘Anayasa’da kapsamlı bir değişiklik’ olarak adlandırıyor
yapmaya aylardır hazırlandıkları değişikliği.
İşte Anayasa Mahkemesi’nin bugün yapılan değişiklikleri bir anlamda esasa da girerek incelemeyi kabul etmesi, gelecekte yapılacak kapsamlı veya kapsamsız bütün değişiklikleri de, ‘Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir’ cümlesinde sayılanlara uygunluk bakımından denetleyecek demektir.
O bakımdan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın ‘Esastan incelemeyeceğiz’ dememiş olması, çok ama çok önemli.


Özal’ı öldüreni biliyorum

Şubat 9, 2008
İstihbaratçı Bülent Orakoğlu Turgut Özal’ın öldürüldüğünü ileri sürerek “Suikasti tezgahlayan üst düzey bir devlet görevlisi. Adını da biliyorum” dedi. Orakoğlu, İpekçi, Mumcu ve Özal’ın gizli bir PKK dosyayısını okuduktan sonra öldürüldüklerini söyledi.

Özal''ı öldüreni biliyorum

ALİ SALİ / ANKARA
Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu 9. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ı öldürüldüğünü suikastı tezgahlayan kişinin ise devletin üst düzey yönetiminden biri olduğunu ileri sürdü. Henüz piyasaya verilmeyen Haberajanda dergisine röportaj veren Orakoğlu, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Eşref Bitlis ve Turgut Özal’ın PKK derin devlet ilişkisine yer verilen bir dosyayı okuduktan sonra öldürüldüklerini ileri sürdü.DOSYAYI OKUYAN ÖLDÜ

Orakoğlu, Abdi İpekçi’ye öldürülmeden hemen önce bir dosya geldiğini, dosyada bir devlet örgütlenmesinin bilgilerinin yer aldığını söyledi. İpekçi dosyayı aldıktan hemen sonra CIA’in Ankara temsilcisine gelerek, dosyadaki devlet örgütlenmesini sorduğunu iddia eden Orakoğlu, İpekçi’nin dosyaya ulaştığını açık ettikten çok kısa bir süre sonra öldürüldüğünü söyledi. Öldürülmeden üç gün önce benzer bir dosyanın da gazeteci Uğur Mumcu’ya da geldiğini ileri süren Orakoğlu Mumcu’nun Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı aradığını Özal’a ulaşamayınca da dönemin Jandarma Genel Komutanı olan Orgeneral Eşref Bitlis’e telefonla dosyadaki bilgileri anlattığını iddia etti.

Orakoğlu’na göre Bitlis’le yaptığı telefon görüşmesinden üç sonra Mumcu bombalı bir saldırıyla öldürüldü. Mumcu’dan çok kısa bir süre sonra da Orgeneral Bitlis’in uçağı düşürülerek öldürüldü. Orgeneral Bitlis’in ölümünden iki ay sonra da Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Çankaya Köşkü’nde geçirdiği bir kalp krizi sonrasında hayatını kaybettiğini hatırlatan Orakoğlu Özal’ın da kontrgerilla tarafından öldürüldüğünü ileri sürdü. Özal suikastını üst düzey bir devlet görevlisinin organize ettiğini ileri süren Orakoğlu, röportajda ısrarlı sorulara rağmen “Bu ismi biliyorum ama söyleyemem” dedi.

09.02.2008

Yenişafak Gazetesinden alıntı


Gönder koliyi kap rütbeyi: Bir paşanın ibret dolu terfi hikayesi

Şubat 7, 2008

Taraf yine dokundu

(Ordunun kirli çamaşırları)

(TARAF BLOG) Bugüne kadar, Yüksek Askeri Şura toplantılarına katılan komutanların her adayda baktıkları iki etken vardı : Liyakat ve sadakat. Artık üçüncü bir etken daha var: Hediye Kolisi. Son Yüksek Askeri Şura kararıyla tümgeneralliğe terfi ettirilerek K.K. Dent. Değ. Başkan Yardımcılığına atananTümg.Berkay TURGUT’un tuğgenerallikten tümgeneralliğe terfi ediş hikayesi, tüm Silahlı Kuvvetler mensuplarının ibret alacağı bir örnek. Yaklaşan belediye seçimleri arefesinde politikacılarımız da bu yükselişin sırrını araştırmalı ki yarışta ipi göğüsleyebilsinler.

Yanlış anlaşılmasın, Turgut’un komutanlığı döneminde 4ncü Mekanize Piyade Tugayı yurt içi ya da yurt dışında göğüsleri kabartacak bir zafere imza atmış değildi. Tugay Komutanı Turgut’un birliğinin disiplin ve başarısını diğerlerinden üstün tutacak bir gayreti de yoktu, zira buna vakti yoktu. Paşamız komutanlığı boyunca, kışla kantini imkanlarıyla biriktirdiği tonlarca pirinç, fasulye, nohut, tarhana ve çikolatayı paketleyip kolilemekle meşguldü.  Paşanın kendi el yazısı ile tuttuğu kayıtlarını yayınlayacağımız bu koliler kimlere mi gönderiliyordu?

Kötü düşünmeyin lütfen! Fakir fukaraya dağıtıp oy avcılığı yapacak kadar ayağa düşmemişti paşamız. Bu koliler, Yüksek Askeri Şura’ya katılan, katılmasa da rütbe almasında etkili olacağına inandığı generallere, eşlerine ve onların yakınlarına gönderiliyordu. Yani onunki, ucuz bir oy savaşı değil pahalı bir yıldız savaşıydı. 

Berkay Turgut Paşa tarafından hediye kolisi gönderilenler arasında, dönemin Danıştay Başkanı, TV sahibi ve rektörün bulunması, Türkiye’de asker, üniversite ve medya arasındaki ilişileri göstermesi açısından da önemli. Acaba bugünlere de Yargıtay, Danıştay ve medya plazalarına hediye paketleri gönderiliyor mu? 

Kurmay zekasını işletip oyunu kurallarına göre oynamayı bilen Turgut Paşa yıldız savaşından zaferle ayrıldı. Tuğgeneralliğin son iki-üç senesinde canını dişine takıp yüzlerce paşaya dağıttığı koliler ona 2007’de tümgeneralliği kazandırdı. Turgut Paşa, 30 Ağustos 2007 akşamı terfisini kolilere sarılarak kutlamamışsa pirinç ve fasulyelerin hatrı kalmıştır. 

Şaka bir yana, saf bir bakış açısıyla “hediye göndermenin ne mahsuru var” denebilir. Ancak, hazırlanan yüzlerce koli, tonlarca baklagil ve başka hediyelerin mali tutarının Turgut Paşa’nın birkaç yıllık maaşına karşılık gelmesi izah edilemez. Turgut, Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Erdil Paşa gibi ailesinden kaynaklanan bir servete sahip değilse bu hediye kolilerinin kaynağı olacak tek gelir tugayın kantini görünüyor. Bunun yasal olmadığını söylemeye gerek yok ancak bu yanlışı tesbit edecek olan “KKK denetleme heyeti” de hediye listesinde olduğu için kanunsuzluğu görememiş olabilir. 

“Fasulye Kolisi Skandalı”nın makam bekleyen bir generale bakan yanını bir kenara bırakıp öbür yanına bakalım. Yani hediye paketlerini alanların tarafına. Gönderilen kolilerin geri döndüğüne ya da kabul edilmediğine dair hiç bir not yok. Hepsi alınmış ve afiyetle yenilmiş dahası yenisi istenmiş ve peşinden gelen koliler de teslim alınmış. Aşağıdaki listede hepsi görülüyor. 

Bu noktada başta KKK Org. İlker Başbuğ olmak üzere kolileri alan bütün generallerin şu sorulara cevap vermesi lazım: En yüksek memur maaşını alan, en lüks lojmanlar ya da beş yıldızlı orduevlerinde kalan generallerimiz üç-beş kilo pirinç ve fasulye kolisine mi muhtaç? Diyelim ki ihtiyaçları var. Rütbe sırası geldiği ve rütbe beklediği açık olan bir subaydan gelen bu kolilerin hediye değil başka bir şey olduğunu paşalarımız anlayamadılar mı? “Paşa, paşa bu ne kepazeliktir! Benim senin üç kuruşluk hediyene ihtiyacım yok. Rütbe bekliyorsan bana nohut fasulye değil görevine liyakat ve orduya sadakat göster” diyecek bir paşa çıkmadı mı? 

Bir emekli generali hapishaneye gönderen ve muvazzaf bir korgenerali yargılama kararlığını gösterebilen Genelkurmay’ın bir an önce bu skandalları aydınlatacak ve bitirecek bir adım atması gerekmez mi? 

Biraz da Turgut Paşa’nın uzun koli listesinden bahsedelim. Rütbe sırasına göre hediye alma şampiyonu olan paşalarımız şunlar: Org. Faruk Cömert (3 kez) Korg. Ceylanoğlu (4 kez), Tümg. Zekeriya Öztürk (6 kez) Tuğg. Levent Ertürk ve Tuğg. Atilla Onkök (8’er kez) E. Korg. Ergin Alan (5 kez), Hv.K.K. Emir Subayı Alb. Ferit Resmi (4 kez)  Listede bazı isimlerin birden fazla yer almasının sebebi değişik tarihlerde aldıkları koliler. El yazısı listede bütün isim ve bütün tarihleri ayrıntılı olarak görebileceksiniz. 

Gözümüze çarpan ilginç isimler de var. Bu isim ve tarihler o dönemde yaşanan gelişmelere ışık tutabilir. Mesela 4’lü pirinç kutusu hediyesini alan sanatçı Yılmaz Morgül’le Tuğg. Berkay Turgut arasında nasıl bir ilişki olabilir ki? Morgül’ün böyle bir hediyeyi kabul etmesine ne demeli? 28 Şubat sürecinin haşmetli generali Erol Özkasnak da pirinç, fasulye, nohut ve tarhana ile listede. Fak-Fuk fona başvurup muhtaciyetini belgelese yeşil kart alabilirdi halbuki. Medya patronu, otel sahibi, rektör ve siyasete yakın bir isim olan Prof. Dr. Mehmet Haberal’a neden hediye paketi gönderilmiş olabilir? O tarihte görevde olan Danıştay eski Başkanı Ender Çetinkaya hükümete kök söktürdüğü günlerde paşanın gönderdiği koliyle moral ve enerji kazanmış mıdır? Paşaların eşleri, babaları, kayınpederleri, misafirleri, emir subayları vs. hediye kolilerini aldıkça göğüsleri kabarmış mıdır? 

Turgut Paşa’nın günlüğünü tuttuğu için objektiflere yakalanan “Fasulye Kolisi Skandalı” buzdağının görünen trajedik bir parçası olabilir ancak. Her 30 Ağustos öncesinde yaşanan yıldız savaşlarında, fiyatları dudak uçuklatan hediye kolilerinin elden ele dolaştığı herkes tarafından biliniyor. Fakat herşey nizamiyenin arkasında ve haki yorganın altında kamuflaja bürünüveriyor. Ta ki bu acı gerçekler bir TARAF’tan sarkana dek. 

VE İŞTE LİSTE… 

4ncü Mekanize Tugay Komutanı Tuğgeneral Berkay Turgut’un “kendi el yazısı ile” 2005’ten 2007’ye kadar hediye kolisi gönderilen kişi ve hediyelerin tam listesi  

ORGENERALLER 

Org. İlker Başbuğ (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Org. Faruk Cömert (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Org. Faruk Cömert (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 15/03/06

Org. Faruk Cömert (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 22/12/05

Org. İsmail Koçman (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Org. Avni Atilla Işık (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Org. Aydoğan Babaoğlu (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Org. Fevzi Türkeri (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 

KORGENERALLER 

Korg. Erdal Ceylanoğlu (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Korg. Erdal Ceylanoğlu (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Korg. Erdal Ceylanoğlu (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 15/03/06

Korg. Erdal Ceylanoğlu (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 23/11/06

Korg. Saldıray Berk (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Korg. Saldıray Berk (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 20/12/05

Korg. Yalçın Ataman (1 adet Keçecizade) 05/01/2007

Korg. Yalçın Ataman (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 08/11/06

Korg. Dursun Bak (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Korg. Dursun Bak (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut ve 5 kg pirinç +…) 11/02/06

Korg. Ethem Erdağı (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Korg. Ethem Erdağı (1 adet 4’lü pirinç kutusu) 18/10/05

Korg. Nejat Bek (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Korg. Nejat Bek (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 22/12/05

Korg. H. Nusret Taşdeler (1 adet Keçecizade)

Korg. H. Nusret Taşdeler (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 09/12/06

Korg. Hasan Memişoğlu (1 adet Keçecizade)

Korg. Hayri Güner (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Korg. Bekir Kalyoncu (1 adet Keçecizade)

Korg. Engin Alan  (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Korg. Necdet Özel (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Korg. Atilla Işık (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Korg. Servet Yörük (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Korg. Aslan Güner (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Korg. Yavuz Yalçın (1 adet 4’lü pirinç kutusu) 

TÜMGENERALLER  

Tümg. Zekeriya Öztürk (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tümg. Zekeriya Öztürk (4’lü pirinç kutusu) 22/09/05

Piyade Okul Komutanı Öztürk’e 3 farklı tarihte (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tümg. Hulusi Akar (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tümg. Hulusi Akar (2 adet 5 kg. Pirinç) 09/06/06

Tümg. Hulusi Akar (1 adet 3’lü pirinç kutusu) 18/10/05

Tümg. Abdullah Dalay (1 adet 4’lü pirinç kutusu) 22/2/2007

Tümg. Abdullah Dalay (1 adet 4’lü pirinç kutusu) 4/1/2007

Tuğg. Abdullah Dalay (1 adet 3’lü pirinç kutusu) 14/10/05 bu tarihte Tuğg.

Tümg. Uğur Uzal (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tümg. Uğur Uzal (1 adet 3’lü pirinç kutusu) 14/10/05

Tümg. Ali Karababa (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tümg. Ali Karababa (1 adet 3’lü pirinç kutusu) 18/10/05

Tümg. Necdet Soyer (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tümg. Necdet Soyer (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 20/12/05

Tümg. Bülent Dağsalı (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tümg. Bülent Dağsalı (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 23/12/05

Tümg. Kamil Başoğlu (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tümg. Kamil Başoğlu (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 28/11/06

Tümg. Mehmet Taş (1 adet Keçecizade)

Tümg. Mehmet Taş (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 20/12/05

Tümg. Yaşar Cihansız (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) Topçu ve Füze Okulundan gelen heyet Selehattin Alb. ve 3 heyet

Tümg. Osman Eker (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tümg. Şenol Alpakpan (1 adet Keçecizade)

Tümg. Yılmaz Çıyan (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tümg. Ahmet Turmuş (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tümg. Yaşar Güler (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tümg. Zeki Çolak (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 20/12/05

Tümg. Muharrem Karaduman (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 20/12/05

Tümg. Necati Özbahadır (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 20/12/05

Tümg. Serdar Savaş (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 20/12/05

Tümg. Hakkı Pekin (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 22/12/05

Tümg. Ümit Dündar (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tümg. Cengiz Aslan (1 adet 3’lü pirinç kutusu)

Tümg. Rıfkı Durusoy (1 adet 3’lü pirinç kutusu)

Tümg. Cihangir Akşit (1 adet 3’lü pirinç kutusu)

Tümg. İhsan Balabanlı (1 adet 3’lü pirinç kutusu)

Tümg. Ümit Şahintürk (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tümg. Raif Aktaş (1 adet Keçecizade)

Tümg. İsmail Serdar Saraç (1 adet Keçecizade)

Tümg. Salih Güloğlu (1 adet Keçecizade) 

TUĞGENERALLER 

Tuğg. Levent Ertürk (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Levent Ertürk (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut, 2 adet Şarap) 24/08/06

Tuğg. Levent Ertürk (2’li kutu 2,5 kg pirinç 1 kg tarhana) 10/10/06

Tuğg. Levent Ertürk (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 07/03/06

Tuğg. Levent Ertürk (5 kg pirinç) 20/10/06

Tuğg. Levent Ertürk (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 27/12/05

Tuğg. Levent Ertürk (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut ve 5 kg pirinç) 30/01/06

Tuğg. Levent Ertürk (1 adet 3’lü pirinç kutusu) 14/10/05

Tuğg. Atilla Onkök (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Atilla Onkök (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 06/03/06

Tuğg. Atilla Onkök (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 24/04/06

Tuğg. Atilla Onkök (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 30/05/06

Tuğg. Atilla Onkök (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 06/12/05

Tuğg. Atilla Onkök (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 22/12/05

Tuğg. Atilla Önkök (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tuğg. Atilla Önkök (1 adet 4’lü pirinç kutusu) 17/10/05

Tuğg. Nurettin Işık (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Nurettin Işık (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 06/06/06

Tuğg. Nurettin Işık (3 kg pirinç ve tarhana) 11/02/06

Tuğg. Nurettin Işık –hanfendiye- (6 paket tarhana)

Tuğg. İhsan Uyar (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tuğg. İhsan Uyar (1 adet 4’lü pirinç sandığı, Pelit çikolata)

Tuğg. İhsan Uyar (1 adet Keçecizade)

Tuğg. İhsan Uyar (1 adet 4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)  P. Alb. Erkan Aktulay götürdü 29/11/06

Tuğg. İlhan Talu (1 adet Keçecizade)

Tuğg. İlhan Talu (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 22/12/05

Tuğg. İlhan Talu (4 adet 4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)Emir Astsb. Mustafa Özbek, Sekreterler Semra Hanım, Meral Hanım

Tuğg. Mehmet Daysal (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Mehmet Daysal (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 21/09/06

Tuğg. Mehmet Daysal (3 kg pirinç ve tarhana) 11/02/06

Tuğg. Gürbüz Kaya (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tuğg. Gürbüz Kaya (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Gürbüz Kaya (3 kg pirinç ve tarhana) 11/02/06

Tuğg. Sezai Bostancı (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Sezai Bostancı (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 20/12/05

Tuğg. Sezai Bostancı (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 27/11/06

Tuğg. Münir Erten (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tuğg. Münir Erten (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 28/12/05

Tuğg. Münir Erten (3 kg pirinç) 23/09/05

Tuğg. Mustafa Tepeli (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Mustafa Tepeli (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 31/03/06

Tuğg. Hıfzı Çubukçuoğlu (1 adet Keçecizade)

Tuğg. Hıfzı Çubukçuoğlu (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 22/12/05

Tuğg. Bekir Memiş (1 adet Keçecizade)

Tuğg. Bekir Memiş (4’lü kutu: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 05/12/06

Tuğg. Ahmet Sezer Şengül (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Ahmet Sezer Şengül (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 20/12/05

Tuğg. Yıldırım Güvenç (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Yıldırım Güvenç (5 kg pirinç 4’lü kutu) 15/02/06

Tuğg. Metin İyidil (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Metin İyidil (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 28/11/06

Tuğg. Aydın Semerci (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Aydın Semerci (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 28/11/06

Tuğg. Tunay Bilgen (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tuğg. Tunay Bilgen (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut ve 5 kg pirinç) 30/01/06

Tuğg. Fikret Salih Tolungüç (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tuğg. Fikret Salih Tolungüç (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 06/09/06

Tuğg. Veysi Sunal (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tuğg. Veysi Sunal (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 23/12/05

Tuğg. Sadık Çelikörs (1 adet Keçecizade)

Tuğg. Sadık Çelikörs (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Tahir Bekioğlu (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tuğg. Bülent Asım Aker (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Mehmet Faruk Şengün (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Muharrem Yavaş (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Hüseyin Şentürk (4’lü kutu: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tuğg. Mehmet Baysal (2’li kutu 2,5 kg pirinç 1 kg tarhana)

Tuğg. Rauf Altınok (1 adet Keçecizade)

Tuğg. Ünal Akbulut (1 adet Keçecizade)

Tuğg. Tahsin Tank  (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tuğg. Ali Er (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tuğg. Necdet Sezginer (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tuğg. Alattin Örsal 4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

 Tuğg. Orhan Turpan 4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 28/11/06

Tuğg. Atilla Gürdere (5 kg pirinç 4’lü kutu)

Tuğg. Fahri Işıldak (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 20/12/05

Tuğg. Mutlu Arıkan (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 20/12/05

Tuğg. Tahir Bekiroğlu (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 20/12/05

Tuğg. Baki Cura (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tuğg. Nihat İstanbulu (1 adet 3’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Halil Kalkanlı (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tuğg. İhsan Uyar (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tuğg. İbrahim Onbay (1 adet 3’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Ömer Bayraklı (1 adet 3’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Hüseyin Yetimkaya (1 adet 3’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Caner Şenkardeş (1 adet 3’lü pirinç kutusu)

Tuğg. Enver Topuz (1 adet 3’lü pirinç kutusu) 

EMEKLİ GENERALLER 

E. Korg. Ergin Alan (4’lü kutu: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

E. Korg. Ergin Alan (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut ve 5 kg pirinç +…) 11/02/06

E. Korg. Ergin Alan’ın misafiri (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut ve 5 kg pirinç +…)

E. Korg. Ergin Alan’ın kayınbiraderi (4’lü kutu: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

E. Korg. Ergin Alan (1 adet 4’lü pirinç kutusu) 13/10/05

E. Korg. Salih Acarel (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

E. Tümg. Cahit Cinci’nin eşine (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

E. Tümg. Erol Özkasnak (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

E. Tümg. Fuat Büyükcivelek (3 kg. pirinç -kutulu)

E. Tuğg. Ümit Kalender (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 

ALBAYLAR 

Alb. Ferit Resmi Hv.K.K. Emir Subayı (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Alb. Ferit Resmi Hv.K.K. Emir Subayı (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 03/10/06

Alb. Ferit Resmi Hv.K.K. Emir Subayı (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 15/03/06

Alb. Ferit Resmi Hv.K.K. Emir Subayı (5 kg pirinç 4’lü kutu) 15/02/06

Kur. Alb. Mustafa Töre (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Kur. Alb. Mustafa Töre (5 kg pirinç 4’lü kutu) 13/02/06

Alb. Turgay Bayar (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Alb. Turgay Bayar (1 adet Keçecizade) 24/06/06

P. Alb. Alp Günseren (1 adet Keçecizade)

P. Alb. Alp Günseren (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 01/12/06

Kur. Alb. Ali Kılıçaslan (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Kur. Alb. Ali Kılıçaslan (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 28/12/05

2. Kol. Kh. Kur. Bşk. Süleyman Taş (2’li kutu 2,5 kg pirinç 1 kg tarhana)

Kur. Alb. Süleyman Taş (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut ve 5 kg pirinç)

Kd. Alb. Haldun İşlen KKK Denetleme üyesi (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Alb. Metin Demiral KKK Denetleme üyesi (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Kd. Alb Nihat Gökçek KKK Denetleme üyesi  (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

P. Alb. Mehmet Kabil Askeri Müze Müdürü (1 adet Keçecizade)

Kur. Alb. Mehmet Kuzulu (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

İs. Alb. Levent Naci Tarhan (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Tnk. Alb. M. Emin Yardımoğlu (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Alb. Cihangir Naldöken (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Kur. Alb. Hakan Arınç (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Kur. Alb. Adnan Güler (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Kur. Alb. Erhan Erdoğan (Pelit çikolata)

Alb. Burhan Özgür Kayseri Fabrika K. (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Kur. Alb. Özen Şenyiğit (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Alb. Karani Aktaş (1 adet Keçecizade)

P. Kur. Alb. Metin Öztürk (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Ord. Alb. Süreyya Özalp (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Kur. Alb. Vahap Özoğlu (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

P. Alb. Erkan Aktulay götürdü 29/11/06

Dent. Şb. Hasan Sarı (2’li kutu 2,5 kg pirinç 1 kg tarhana)

Lev. Alb. Şafak  (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Alb. Osman Coşkun (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Alb. Nihat Ergünay (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Kur. Alb. Ali Doğan İnce (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tbp. Alb. Celalettin Çetin 4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

P. Alb. Aydın ? (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Alb. Atilla Güler (3 kg. pirinç -kutulu)

Alb. Selçuk Bayraktaroğlu (3 kg. pirinç -kutulu)

Per. Alb Canip Şen (5 kg pirinç 4’lü kutu)

Alb. Burhan Özgür (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Alb. Bahadır Yavuzer (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut) 

RÜTBELİLER 

İkinci Kolordu Komutanı (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

18. Zh. Tug. Komutanı (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

95. Zh. Tug. Komutanı (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

8. Mek. P. Tug. Komutanı (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Zırhlı Tug. K. (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Yb. Fikri Çırpancı (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Yb. Şükrü Tarpanlı (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

Bnb. Şener Erol Dikimevi İstanbul (2’li paket: Pirinç, tarhana)

Bnb. Şener Erol Dikimevi İstanbul (2’li paket: Pirinç, tarhana) 24/08/06

Bnb. Şener Erol (5 kg. Pirinç)

Ödeneklerle ilgili Şener Binbaşı  (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Bnb. Erkan (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Yzb. Melih Güler (5 kg pirinç 4’lü kutu)

Kalender Orduevi Müdürü (1 adet Keçecizade)

Kalender Orduevi Müdürü (2’li kutu 2,5 kg pirinç 1 kg tarhana)

Birinci Ordu Komutanı Koruması (2 adet 4’lü pirinç kutusu)

Birinci Ordu Denetleme Başkanlığı Heyeti (4 adet 4’lü kutu: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Birinci Ordu Komutanı Emir Subayı (2 adet 4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Kd. Bşçvş Mustafa Özbek (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Kd. Bşcvş. Hüseyin Dönmez (1 adet 3’lü pirinç kutusu) 

SİVİLLER 

Refik Becek (Pelit çikolata, Keçecizade)

Hilmi Bağrıaçık (Pelit çikolata)

Gıyasettin Böçkün Oyak Bank müdürü (Pelit çikolata)

Soner Duran Bölge Trafik Amirliği (Pelit çikolata)

Osman Başak Anadolu Lisesi Müdürü (Pelit çikolata)

Asaş Otel Sahibi Güven Bey (1 adet Keçecizade)

Keşan Kaymakamı Abdülkadir Karataş (1 adet Keçecizade)

Trakya Tarhanaları Sahibi  (1 adet Keçecizade)

Gümrük Muhafaza Müdürü (1 adet Keçecizade)

Misafir Bülent Bey  (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Ali Rıza Turgut (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Sema - ASAL (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Sema - ASAL ( 3 kg. pirinç -kutulu)

Meral hanım – ASAL ( 3 kg. pirinç -kutulu)

Muammer Muşmal (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tugay K. Misafirlerine (3 adet 3 kg pirinç ve tarhana)

Suat Yıldız (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Aykut Pekmez (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Yeniköy Uzunköprü Lokanta Sahibine götürülecek (1 adet Keçecizade) 

İLGİNÇ İSİMLER 

Yılmaz Morgül sanatcı (1 adet 4’lü pirinç kutusu)

E. Tümg. Erol Özkasnak (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)28 Şubat’ın andıç kahramanı generalimiz.

Prof. Dr. Mehmet Haberal (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Haberal kimdir? Gülay Kömürcü’nün yazısı http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/01/25/yazarlar/yazarlar154.html

Danıştay Başkanı Ender Çetinkaya (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Şimdi emekli olan Çetinkaya ile ilgili bir haberhttp://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=183544

Tümg. Zekeriya Öztürk (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)Vatanseverliği kimselere bırakmayan “çetelerin generali” de 6 koli ile listede. Demek vatana sahip çıkmak bedava kolilere sahip çıkmak demekmiş.

MİT Müdürü Dursun Akdemir (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Prof. Dr. Abdülkadir Varoğlu (Emekli Alb.) (4’lü pirinç kutusu) 22/09/05

Tug. Komutanının Eşi Esin Turgut  (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

K. Peder Hasan  Fehmi Şenocak (4’lü kutu: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tümen Komutanı Ailesi (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Kolordo Komutanı Eşi (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

8. Tug. K. Eşine (4’lü paket: Pirinç, fasulye, tarhana, nohut)

Tugay Komutanının babası (1 adet 4’lü pirinç kutusu)  

2006-2007 yılbaşı hediyesi gönderilenler 

18. Zh. Tug. Komutanı

95. Zh. Tug. Komutanı 8. Mek. P. Tug. Komutanı

Keşan Belediye Başkanı

Özdemir Tekstil Mustafa ? Bey

Güvenal Koll İsmail Yener

Teksas Tekstil (Abdi Bey) Bayraktar 

2005-2006 yılbaşı hediyesi gönderilenler 

2. Kolordu Komutanı ve Hanımefendi

18. Zh. Tug. Komutanı

95. Zh. Tug. Komutanı

8. Mek. P. Tug. Komutanı

8. Mek. P. Tug. Komutanı Yardımcısı

Bnb. Nihat Siirt As. Şb. Bşk.

Yzb. Melih 5. Kom. A. K. Lığı Gökçeada

Oyakbank Keşan Şubesi

Saim Keskin Askeri Malzeme Satıcısı

Gıda Kontrol Müfreke KomutanıTugay Karargah Personeli

Keşan Belediye Başkanı

Keşan Kaymakamı Orhan Eyövge

Tugay Komutanı Babası Ali Rıza Turgut 

29.03.2007 - 20.04.2007 tarihleri arasında gönderilen hediyeler

http://terfikolisi.freehostia.com/images/01.gif 

05.01.2007 - 28.03.2007 tarihleri arasında gönderilen hediyeler

http://terfikolisi.freehostia.com/images/02.gif 

19.12.2006 -05.01.2007 tarihleri arasında gönderilen hediyeler

http://terfikolisi.freehostia.com/images/03.gif 

27.10.2006 - 19.12.2006 tarihleri arasında gönderilen hediyeler

http://terfikolisi.freehostia.com/images/04.gif 

24.06.2006 - 20.10.2006 tarihleri arasında gönderilen hediyeler

http://terfikolisi.freehostia.com/images/05.gif 

27.02.2006 - 09.06.2006 tarihleri arasında gönderilen hediyeler

http://terfikolisi.freehostia.com/images/06.gif 

23.12.2005 - 16.02.2006 tarihleri arasında gönderilen hediyeler

http://terfikolisi.freehostia.com/images/07.gif 

21.10.2005 - 22.12.2005 tarihleri arasında gönderilen hediyeler

http://terfikolisi.freehostia.com/images/08.gif 

22.09.2005 -18.10.2005 tarihleri arasında gönderilen hediyeler ile

2006 - 2007 yılbaşı hediyesi gönderilenlerin listesi

http://terfikolisi.freehostia.com/images/09.gif 

2005 - 2006 yılbaşı hediyesi gönderilenlerin listesi

http://terfikolisi.freehostia.com/images/10.gif


Ahmet Altan: Kandil’de bir gün

Şubat 3, 2008
  Ahmet Altan anlattı
Firat Haber Ajansından alıntı yapılmıştır.

İSTANBUL (03.02.2008)- Taraf gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan ile Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Yasemin Çongar Kandil’e gidip KCK’nin üst düzey yöneticileri Bozan Tekin ile Mizgin Amed’le görüştüler. Ahmet Altan’ın ‘Kandil’de bir gün’ başlık bir yazı kaleme alırken gazete haberi manşetten verdi. İşte Ahmet Altan’ın yazısı:‘’Kerpiç odanın duvarları kalın yarıklarla dolu. Sol tarafımızda, önüne bir perde indirilmiş, içinde şilteler ve battaniyeler bulunan bir yüklük var. Sağ tarafımızdaki köşede tavana kadar yükselen formika bir dolap görülüyor, televizyonu ve video aletini o dolabın içine yerleştirmişler. Üstüne plastik çiçekler koymuşlar.

Dolabın önünde, büyük otellerde görülen ayaklı küllüklerden biri duruyor. Sarı kabartmaları olan kırmızıya boyalı, aşırı süslü bir küllük. Orada ne aradığı, oraya nasıl geldiği belli değil. Onun yanında da bir sac soba yanıyor.

Yerlere ince şilteler seriyorlar. Bağdaş kurup oturuyoruz.

Kandil’in girişinde bizi karşılayıp, telefonlarımızı alan, kameramızı kontrol eden, gözlüğünü yurtdışındaki ailesine ısmarlayıp getirtmiş Roj’la konuşuyoruz. Yabancı bir ülkede bir işçi ailesinin oğlu olarak büyümüş, sosyoloji okumuş, son sınıfta, tek bir dersi kalmışken bırakıp buraya gelmiş.

O son dersi vermediği için tam söylemediği bir pişmanlığı var gibi… “Karar vermek kolay değildi, üç yılımı aldı,” diyor. Düşünmüş, düşünmüş sonra bir gün aniden kararını vermiş.

Içeri köylüler girip çıkıyor.

Biz bağdaş kurup yerde oturuyoruz. Odaya girerken herkes gibi ayakkabılarımızı çıkarttık.

Birden kapı açılıyor, içeriye Avusturyalılara benzeyen iki uzun boylu yakışıklı adamla, gözlüklü, esmer, kısa boylu bir kadın giriyor. Yeşil şalvarlar, yeşil yelekler giymişler. Adının daha sonra Bozan olduğunu öğreneceğimiz en öndekinin üstünde şık görünüşlü yeşil bir parka var, siyah motifli kalın yeşil bir şal dolamış boynuna. Görüntüsüne önem verdiği izlenimi uyanıyor bende. Iki erkek de temiz pak tıraş olmuşlar.

- Siz Avusturyalılara benziyorsunuz, diyorum.

Tuhaf bir sessizlik oluyor. Onların pek de hazırlıklı olmadıkları bir konuşmanın ilk işareti bu sessizlik. Yasemin’in yüzünde tasvip etmeyen bir gülümseme beliriyor. Ben oradayken bunun normal bir röportaj gibi yürümeyeceği anlaşılıyor. Ben zaten normal röportajın nasıl yapılacağını da bilmiyorum. Düşündüklerimi hemen söylemek gibi gazeteciliğin doğasına pek de uymayan bir alışkanlığım bulunuyor. “Gazetecinin aptalı dinleyeceğine anlatır,” lafını hatırlıyorum ama değişmek için çok geç.

Ilk beş dakika içinde iş röportajdan tartışmaya dönüyor.

- Sizin yaptığınız her eylem Türkiye’de sivil siyasetin önünü kapatıyor, siyaset dışı yönetim isteyenlerin işine yarıyor. Ne zaman sivil siyaset bir açılım yapacak gibi olsa siz bir eylem yapıyorsunuz. Niye bu kadar tuhaf bir tesadüf var?

Onlar bunun “haksız” bir değerlendirme olduğunu söylüyorlar. Yasemin beni nasıl susturacağını düşünüyor. “Ahmet Bey,” diye başlayan kibar uyarılarla, asıl konuşması gerekenlerin onlar olduğunu söylemeye çalışıyor.

Yasemin’in işini zorlaştırdığımı biliyorum. Ama onların dünyayı, Türkiye’yi, hayatı, gelişmeleri nasıl algıladıklarını da anlamak istiyorum. Dışarıdan bakan bir gözün onları nasıl gördüğünü fark etmelerinin onlar için de başkaları için de önemli olduğunu düşünüyorum.

Konuşma bazen gerginleşip bazen yumuşayarak sürerken Yasemin çok mesafeli bir sesle, “Biz Murat Karayılan’la görüşmeye geldik,” diyor. “Kendisi nerede?”

Yasemin’in ses tonundan onun hemen kalkıp gidebileceğini seziyorlar.

- Biz bir temas kuralım ama o zaman birkaç saat bekleyeceksiniz, diyorlar.

- Bekleriz, diyor Yasemin.

Iki uzun boylu erkek, Bozan’la Adem kalkıyorlar, “Biz temas kurmaya çalışalım,” diyerek çıkıyorlar.

Mizgin bizimle kalıyor. Göğsünde Apo’nun bir resmi broş gibi takılı duruyor. PKK’nın en üst düzeydeki iki kadın yöneticisinden biri. Mizgin “müjde” demekmiş, bu arada onu da öğreniyoruz.

Mizgin’le Yasemin konuşmaya başlıyorlar kendi aralarında. Karşı şiltede oturan Salih, “Yeni roman yok mu,” diye soruyor. Doğrusu bu beklediğim bir soru değil.

Sonra yanıma gelip oturuyor. Mizgin bir yandan Yasemin’le konuşurken bir yandan Salih’e bakıyor göz ucuyla.

- Sen niye tedirginsin, diyorum Mizgin’e.

- Salih arkadaş biraz şakacıdır, diyor.

Gerçekten de şakacı, esprili bir genç adam. Işletme okumuş ama okulu bitirememiş. Örgütün halkla ilişkiler bölümünde fotoğrafçılık yapıyor. Daha sonraki konuşmalarımızı o videoya çekecek.

Edebiyattan konuşuyoruz biraz. Sonra “erkek dönüştürme programından” söz ediyor. Erkekler üç aşamalı bir kurstan geçiyorlarmış. Kadınlara nasıl davranacakları öğretiliyormuş anladığım kadarıyla. Maçolukları budanıyormuş. Bunu anlatırken gülüyor Salih. “Ne yapıyorlar size burada,” diyorum, “Niye razı oluyorsunuz?”

“Valla yapacak bir şey yok,” diyorlar.

Ben sağlam bir maçoluk propagandasına girişiyorum. Kadın-erkek konusunda eğlenceli bir konuşma başlıyor.

Bu arada PKK’nın gizli bir nezaket gösterdiğini fark ediyoruz. Bizi karşılayanların, bizimle konuşanların arasında “sıcak çatışmaya” girmiş hiç kimse yok. Aramıza “ölümün” gölgesi girmiyor. Doğrusu bu, konuşmaları çok daha rahatlatıyor.

Salih’i o kısacık konuşmada bile çok seviyorum. Zekâ her yerde zekâ, dağın başında da şehrin göbeğinde de… Ve her zaman pırıltısıyla çekici.

Bozan’la Adem dönüyorlar.

Karayılan, Kandil’de… Ama yukarılarda bir yerlerde ve kar yolu kesmiş. Inemiyor. “Biz gidelim,” diyoruz. “Onların gelemediği yere siz hiç gidemezsiniz,” diyorlar.

O sırada açık olan Roj TV’de Karayılan “türban” konusunda konuşuyor. Güncel bir konudan konuştuğuna göre herhalde sağ. Ama sağlığı ve durumu nasıl bilmiyoruz çünkü onu göremiyoruz.

Yere muşamba bir örtü seriliyor ve yemekler geliyor. Pilav, et, salata, gözleme.

“Erkek dönüştürme programıyla” ilgili takılmalar sürüyor, Adem de gülerek “Çok zor,” diyor ama örgütte kadın meselesinin ciddiye alındığını ve buna karşı çıkılamayacağını da söylüyorlar.

- Türküm, maçoyum, gelin sizi kurtarayım, diyorum.

Bu tür şakalara aldırmayacak bir olgunlukları var.

Yemekte “türban” konusu açılıyor. Ve, Yasemin’in deyimiyle “Kemalist bir PKK” çıkıyor karşımıza. Türbanın serbest bırakılmasına şiddetle karşı çıkıyorlar. Öyle şeyler söylüyorlar ki türbanla ilgili, o konuşmaları bir CHP kurultayında yapsalar ortalık alkıştan kırılır.

Hatta bir ara Mizgin, “Burada asla buna izin vermeyiz,” diyecek kadar keskinleşiyor ama sonra toparlanarak, “Tabii isteyen istediği gibi giyinir ama…” diye düzeltiyor. Anlaşılıyor ki aralarında türbanlı biri yok. Ve, açıkça söylemeseler de aralarında türbanlı biri olmayacak.

Türban konusundaki bu keskinlikleri, anlayabildiğim kadarıyla, aslında AKP düşmanlıklarından kaynaklanıyor. Daha sonraki konuşmalarından da sezdiğim kadarıyla son zamanlardaki bütün stratejilerini AKP üzerine kurmuş gibiler. AKP’nin güneydoğuda güçlenmesi onları çok tedirgin ediyor. Yaklaşan yerel seçimlerde iktidar partisinin güneydoğu bölgesinde biraz daha güçlenmesinden ciddi biçimde çekiniyorlar.

Türban serbestliği konusundaki AKP’nin girişimini de “dindar Kürtleri etkileme” programı olarak değerlendiriyorlar.

Çok güçlü bir düşmanlıkları var AKP’ye. “Takiyeci, güvenilmez, bukalemun, halkı kömür dağıtarak kandırıyor,” türünden Türkiye’deki siyasi hayatta sıkça duyulan suçlamaları tekrarlıyorlar.

Yemekten sonra “Sizi istirahat edeceğiniz yere götürelim,” diyorlar.

Dışarı çıkıyoruz. Karla karışık yağmur yağıyor. Etraf zifiri karanlık. Birer küçük el feneri veriyorlar bize.

Kapının önünde bıraktığımız ayakkabıları giydiğimde on saniye kadar süren kısmi bir felç geçiriyorum. Buz kalıplarına basmış gibiyim.

Minik fenerlerle önümüzü aydınlatarak kaygan çamurların içinde yürüyoruz. Hafif bir yamacı tırmanıyoruz. Bir Toyota kamyonetle bir Nissan jip bizi bekliyor.

Kamyonet önümüze düşüyor. Arkasında silahlı PKK’lılar var. Biz jipe biniyoruz.

Bir yanı uçurum olan daracık, kaygan dağ yollarından hızla yola koyuluyoruz. Karla karışık yağmur bazen tipi halini alarak jipin camlarına çarpıyor. Farlar, dağ yamaçlarını, uçurumları kısacık anlarla aydınlatıyor.

Bizim şoför o dağ yolunda önündeki kamyoneti sıkıştırıp geçiyor. Jipin içinde koyu bir sessizlik var. Daha sonra öğreniyoruz ki eğer şoförlere biri “yavaş git” derse şoförler daha da hızlanıyor.

Zaten aralarında öyle koyu bir hiyerarşi yok.

Karayılan’ın şu sıradaki bir numaralı yardımcısı durumunda olan Bozan, Salih’le birlikte sofrayı topluyor, Adem diğerlerine çay getiriyor, herkes rahatça konuşuyor. Tuhaf ama Mizgin’in sofrayı topladığını, çay getirdiğini hiç görmedim. “Erkeği dönüştürme projesi” çok başarılı olmuş.

Bir ara Salih’e, “Pek sert bir hiyerarşi yok aranızda,” diyorum, o şirin gülümsemesiyle gülüyor, “Hiyerarşi olacaksa niye dağa çıkayım,” diyor.

Jip bir yerde duruyor. Biraz önce geçtiğimiz kamyoneti bekliyoruz. Kamyonet önümüze geçiyor yeniden. Bir yamaçtan iniyoruz. Bir köy evinin önünde duruyoruz.

Bir odaya giriyoruz. Duvarda Apo’nun resmiyle bir PKK bayrağı asılı. Ilk girdiğimiz köy evinden daha düzgün. Mazotla çalışan sobası, bir televizyonu var. Duvar diplerine ince şilteler serili. Adem, orada kaldığımız sürece hiç eksilmeyen kibarlığıyla, sırtımızı dayayalım diye yastıklar veriyor bize. Çay pişiriyor. Kırlaşmış saçları, temiz yüzü, usul konuşmasıyla silahlı bir kamptan ziyade entelektüel bir panelde ya da bir iş görüşmesinde karşılaşacağınız birine benziyor.

Yeniden konuşmaya başlıyoruz. Ben elimden geldiğince “silahın” döneminin kapandığını, bundan sonra çocukların gereksiz yere öleceğini anlatmaya çalışıyorum. Dünyanın silahı istemediğini söylüyorum. Aslında onlar da “silahın” döneminin kapandığını hissediyorlar bence ama nasıl çözümleneceğini bilmiyorlar. Hatta bir ara Bozan “Uzatmaları oynuyoruz,” bile diyor.

Hep daha önceden “barış” için ne yaptıklarını, kaç defa “ateşkes” ilan ettiklerini anlatıyorlar. Zihinlerinde, kendileriyle Türk devletini iki eşit muhatap gibi gördükleri ve dünyanın bunu böyle kabul etmemesine kızdıkları anlaşılıyor.

Zaten mesele bu noktada kilitleniyor.

“Niye bize terörist diyorlar,” diye soruyorlar.

Onlara dilimiz döndüğünce “evrensel hukukun” kurallarını anlatıyoruz.

- Eğer siyasetin ve hukukun yolu açıksa silah kullanmak evrensel hukuka göre terörizme giriyor. Türkiye Avrupa Birliği üyeliğine aday bir ülke. Parlamentoda Kürt milletvekillerinden oluşan bir parti var. Avrupa Insan Hakları Mahkemesi de dâhil iç ve dış hukuk Kürt, Türk herkese açık. Bu şartlarda, siz silaha başvurduğunuz sürece terörist tanımının dışına çıkamazsınız.

Onlar da “DTP’lilerin dokunulmazlıklarını kaldırmak için fezlekeler hazırlanıyor, hukuk siyasallaşmış, Kürtçe konuştu diye yargılanan insanlar var, belediye başkanları hakkında davalar açılıyor. Sorunlar çözümlenmiş değil ki,” diyorlar.

Biz de, “Bunlar hukuk sisteminin iyi çalışmamasından. Sadece Kürtlerle değil Türkiye’de herkesle ilgili sorunlar. Bunlar aksaklıklar. Aksaklıkları düzeltmek için silaha gerek yok. Siyasi sorunlar siyasetle, hukuksal sorunlar hukukla çözülür. Silaha gerek yok,” diyoruz.

Ama ortak bir noktaya varamıyoruz.

Ne yazık ki PKK’lı yöneticilerden anladığımız kadarıyla yakın bir zamanda PKK ile ortak bir noktaya varılamayacak. Hayatın değiştiğini, dünyanın artık silah istemediğini anlıyorlar ama bir çözüm üretemiyorlar.

“Akil adamlar heyeti kurulsun, sorunu onlar çözsün,” diyorlar. “O zamana kadar da operasyonlar dursun.”

“Siz bağımsızlık istemediğinizi açıkladınız. Üniter bir devletin içinde yer almak sizin açıkladığınız stratejiniz. Bu, ortak bir hukuku kabul ettiğinizi gösteriyor. O ortak hukuk, dağlarda silahlı adamların bulunmasına izin vermez. Hem dağlarda silahlı dolaşıp hem nasıl operasyon dursun dersiniz? Yeryüzünün hiçbir yerinde evrensel hukuk buna göz yummaz.”

“Biz olmasak daha kanlı olaylar olur,” diyorlar. “Biz kanın yayılmasını önlüyoruz. Eğer çok baskı olursa olayların önüne geçilmez.”

“Bu tehditkâr üslupla hiçbir şey çözülmez,” diyoruz biz de, “Sadece milyonlarca insanı öfkelendirirsiniz. Türk ve Kürt halkının içine sinmeyen bir çözüm olmaz. Türk halkı yok gibi davranır ve konuşursanız bir sonuç elde edilemez.”

“Kürt ulusu eziliyor,” diyorlar, “Onun ezilmeyeceğinin garantisi olmalı.”

Bir sonuca ulaşamıyor konuşmalarımız.

Ince şilteleri yere seriyoruz. Beş adam küçük odada sıra sıra dizilmiş şiltelerde uyuyoruz.

Uyumadan önce Bozan’a, “Bu yaşımda bir gerilla kampında uyuyacağım hiç aklıma gelmezdi,” diyorum.

Gülüyor.

“Sen burayı gerilla kampı mı sanıyorsun? Nerede bu lüks? Biz arazide, toprakta yatıyoruz. Böyle odayı, şilteyi nereden bulacağız?”

Kırk altı yaşındaki Bozan’a ertesi gün, “Şimdi yirmi yaşında olan çocuklar senin geçirdiğin gibi bir yirmi beş yıl geçirsin ister misin,” diyorum.

“Bu, çok duygusal bir soru,” diyor.

Sabahleyin önce Bozan’la Adem sonra ben kalkıyoruz. Salih saat dokuza kadar battaniyeye sarılıp uyuyor.

Dışarı çıkıyorum. Aşağıdaki vadide puslar içinde bir köy görünüyor. Gri bir yağmur yağıyor. Hava ayaz. Karşıda dağlar.

Kahvaltıdan sonra teypler açılıyor.

Resmî röportaj başlıyor.

Bozan’la Mizgin röportaj sırasında daha resmî bir görüntü alıyorlar.

Röportajın sonlarına doğru “Bu tehditkâr üslubunuzla barış olmaz, bir sonuç da alamazsınız,” sözümüze Bozan sertleşerek “Vicdanı olan böyle konuşmaz,” deyince “Sen beni tehdit mi ediyorsun,” türünden kısa bir sürtüşme yaşanıyor ama çabuk atlatıyoruz.

Yasemin usta bir gazetecinin soğukkanlılığıyla yapıyor röportajı. Ben mümkün olduğunca geri çekilip ona gazeteciliğini yapacağı bir alan açıyorum.

Biz konuşurken kar hızlanıyor.

Artık yola çıkmalıyız.

Köy evinin önünde vedalaşıyoruz.

Salih beni sanki oğlummuş gibi kucaklıyor. Ben de ona sarılıyorum.

Çılgın şoförün kullandığı jipe biniyoruz.

El sallıyorlar.

Onları orada bırakıyoruz.

Biz gidiyoruz, onlar kalıyor.

Her yer kar, her yer beyaz.

Kederliyim.

Kısa zamanda bir barış gerçekleşmeyecekmiş gibi görünüyor. Yanlış anlamış olmayı, bir çözüm bulunabileceğini, herkesin gerçekleri göreceğini umuyorum.

Her üniformanın altında bir insan olduğunu biliyorum, karşılıklı olarak birbirini “düşman” olarak niteleyenler de birer insan.

“Düşmanın” da insan olduğunu kavrayabilmek çok zor.

Ben o köy evinin kapısında PKK’lılar bırakmadım; aynı odayı paylaştığım, konuştuğum, şakalaştığım insanlar bıraktım.

Salih’i, Bozan’ı, Mizgin’i, Jiyan’ı, Roj’u, Adem’i bıraktım.

Bir daha bir operasyon olursa eğer sonuçlarını içim titreyerek okuyacağımı biliyorum.

Tanıdık bir isme rastlamaktan korkarak.

Dağlar karlarla kaplı.

Çaresizliğimi hissederek dönüyorum.

Bu ülkenin çocukları için elimden hiçbir şey gelmiyor.

Onların hiçbirini diğerinden ayırmadan hepsi için üzülmekten başka.’’

ANF NEWS AGENCY


Taraf gazetesi Kandil Cumhuriyetinde

Şubat 3, 2008

ahmet-altan.jpg0000262620411967814118d5469_b.jpg

Alamut kalesinde neler oluyor?

Radikal-Kandil (03.02.200 8)

Yayına başlaması ile beraber çok cesaretli haberleri ve dürüst gazetecilik prensipler