Ergenekon’un arşivi
Ocak 29, 2008 Bir Terör Örgütünün yüzü
Türkiye’de karanlıkta kalan pek çok olayda adı anılan Küçük hiç konuşmadı, ama şimdi arşivi polisin elinde. Belgelerin, geçmişin üstündeki karanlığı kaldırıp kaldırmayacağı merak ediliyor RADİKAL - İSTANBUL - Her zaman karanlık ilişkileri ve sırlarıyla gündeme gelen Veli Küçük’ün arşivi, Ergenekon operasyonunda evinde yapılan aramalarda ele geçirildi. Susurluk skandalından Danıştay saldırısına, Dink’in öldürülmesinden, pek çok faili meçhul cinayete kadar her taşın altından çıkan Veli Küçük, ne çağrıldığı TBMM Susurluk Komisyonu’na gitmiş, ne de hakkında adli soruşturma açılabilmişti. Şimdi içinde devletin gizli belgelerinin de yer aldığı öne sürülen Küçük’ün büyük arşivinin, ‘derin’de kalan birçok olayı aydınlatması ihtimali doğdu. Ergenekon’un orijinali Ramazan Akyürek’le ilgili dosya Adil Serdar Saçan’ın belgeleri |
Türkiye’nin % 80”i Kürt”
Ocak 27, 2008
CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, Türkiye nüfusuyla ilgili şok iddiada bulundu.
27 Ocak 2008 10:00
CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, Van’da katıldığı parti il kongresinde Türkiye’nin yüzde 80′nin Kürt olduğunu iddia ederek, bölge insanının kendi kültürünü yaşamasına, ana lisanını konuşmasına, ana lisanında eğitim almasına ve yayın yapılmasına büyük önem verdiklerini söyledi.
Ardahan Milletvekili Ögüt, CHP lideri Deniz Baykal’ın kamuoyunda Kürt açılımı olarak değerlendirilen konuşmasının yeni olmadığını savunarak, Baykal’ın 1989 yılında verdiği anayasa teklifi verdiğini kaydetti.
Türkiye’ye AB’nin dayatması olmadığı dönemde Baykal’ın eşit davranmak için her toplumun kendi ana lisanı ile konuşması ve ana lisanın asimilasyon edilmemesi için eğitim ve öğrenim görmesi, türkü söylemesi, yayın yapması kanun teklifi düzenlendiğini anlatan Öğüt, “Şimdi Türk açılımı ve Kürt açılımı değil. Sayın Baykal 1989 yılında bunu söylemiştir. Bugün de diyor ki Kuzey Irak’taki gençler gelip Türkiye’de okusunlar ve 15 yıl sonra bizim elçimiz olsunlar. Bir kere Kürt halkı ile terörü ayırt etmek lazım. Terörden hepimizin canı yanmıştır.” dedi.
Terörü besleyen ülkeyi bölmek isteyen Ermeni Asala lobilerinin olduğunu savunan Öğüt, bunların ülkeyi bölmek istediğini söyledi.
Öğüt, şunları kaydetti: “Evet ben iddia ediyorum Türkiye’de yaşayan nüfusun yüzde 80′nin Kürt’tür. Kız alıp kız vermişiz. Her tarafta akraba olan insanlar vardır. Ben niye Antalya’yı İstanbul’u ve İzmir’i bir başkasına bırakayım. Türkiye’nin her tarafı benimdir. Bu toprakları toplum olarak biz vatan yaptık. Bizim ecdadımızın kanıyla oldu.”
Konuşmasında AK Parti ve Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’e yüklenen Öğüt, Van’ın büyük bir kesiminin AK Parti’ye oy vermesine rağmen, hiç bir hizmet almadığını savundu.
CİHAN
haber3.com dan alıntı.
Ergenekon adliyede yattı
Ocak 27, 2008
İstanbul Adliyesi önceki gece ayaktaydı. Savcılık sorgusu 05.00′te bitti RADİKAL - İSTANBUL - Ümraniye’deki bir gecekonduda bulunan el bombalarıyla ilgili resmi kayıtlarına göre ‘Ergenekon terör örgütüne’ yönelik operasyonda gözaltına alınanlar uzun bir adliye sürecinden geçti. Önceki gün polisteki sorguları tamamlandıktan sonra adliyeye sevk edilenlerden dokuzu dün sabat saat 05.00 sıralarına kadar savcıda sorgulandı. Hâkim sorgusunun sabah saatlerinde başlaması beklenirken, mahkemeye çıkmaları da akşam 17.00′yi buldu. Emekli Tümgeneral Veli Küçük, gazeteci Güler Kömürcü, emekli kurbay albay Fikri Karadağ, Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol ve avukat Kemal Kerençsiz’in de aralarında olduğu zanlılar geceyi adliyenin nezarethanesinde geçirdi. Soruşturmada dün yeni gözaltılar da oldu. Önce dokuzu serbest bırakıldı Emniyet’ten adliyeye Fuat Turgut bırakıldı İkisi eski asker beş tutuklama 10 saatlik sorgu |
İlk tutuklama isyana tahrikten
Ocak 26, 2008 Radikalden Ergenekona yeni isim: Devlet Terör Örgütü
Darbe ortamı hazırlamaya çalışmakla suçlanan Ergenekon terör örgütüne yönelik soruşturmada emekli Binbaşı Zekeriya Öztürk ‘Halkı isyana tahrik’ten tutuklandı İSMAİL SAYMAZ İSTANBUL - Ümraniye’deki bir gecekonduda bulunan el bombalarıyla ilgili resmi kayıtlara göre ‘Ergenekon terör örgütüne’ yönelik operasyonda gözaltına alınan emekli binbaşı Zekeriya Öztürk dün sevk edildiği mahkemede tutuklandı. Öztürk’ün tutuklanma gerekçesi, örgütün darbe hazırlıkları içinde olduğu iddiasını destekler nitelikteydi: “Halkı Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyana tahrik.” Gazetemiz basıldığı sırada adliyeye sevk edilenlerden 11 kişinin mahkeme sorgusu sürüyordu. Hayal’in avukatı serbest Gece boyu sorgu |
Bak kızlık zarımı diktirdim!..
Ocak 26, 2008
Sadece İstanbul’da binlerce kadın “kızlık zarı diktiriyor”. Bir çoğunda amaç “eşine sürpriz” yapmak!
26 Ocak 2008 17:36
Sadece İstanbul’da bunun için hastaneye koşan binden fazla bayan var bazıları ise eşine sürpriz için diktiriyor.
Kapalısı açığı, eğitimlisi eğitimsizi binlerce genç kız, kızlık zarının tamiri için hekimlerin kapısını çalıyor. Doç. Dr. İbrahim Aşkar, ‘Kesin olmamakla birlikte sadece İstanbul’da her yıl binden fazla kızlık zarı dikiliyor’ dedi.
Kızlık zarı ülkemizde halen tabu olmayı sürdürürken; bu yüzden cinayetler işleniyor, genç bedenler toprağa veriliyor.
Latince adı ‘hymen’ olan kızlık zarı, Yunan mitolojisinde ‘Evlilik tanrısı’nın ismidir. Ülkemizde kızlık zarının bozulmamış olması, kadının bekareti yani bir erkekle cinsellik yaşamadığının sembolüdür. Bu yüzden bekaret adeta tabulaştırılmıştır. Ancak bekarete yüklenen önem, bazı durumlarda kadınların hayatının bile önüne geçer. İsteyerek ya da istemeden cinsel deneyim yaşayan körpecik bedenler, namus, töre uğruna canından olur. Aslında bozulan kızlık zarı değil, ahlakımızdır…
DURUM GERÇEKTEN VAHİM!
10 yıl Diyarbakır’da hizmet veren ve Dicle Üniversitesi Plastik Cerrahi Bölümü’nü kuran Doç. Dr. İbrahim Aşkar kızlık zarı konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Toplumun hemen her kesiminden genç kızların kızlık zarı onarımı için kapısını çaldığını söyleyen Doç. Dr. Aşkar, “Bu sadece benimle sınırlı bir şey değil. Bütün kadın doğum uzmanlarına ve plastik cerrahlara gidildiği düşünülecek olursa olayın büyüklüğü çok daha iyi anlaşılır” dedi. “Nişantaşı’ndan ve Etiler’den onarım için başvuranlar olduğu gibi İstanbul’un varoş semtlerinden de gelenler oluyor” diye konuşan Doç. Dr. İbrahim Aşkar, zar onarımı isteyen genç kızların kesin sayısını vermenin zor olduğunu belirtti. Doç. Dr. Aşkar, bu konuda şunları söyledi: “Kızlık zarı dikimlerinin çoğunluğu gizli tutuluyor. Bir kere İstanbul’da plastik cerrah sayısı 100′ün üzerinde. Bunlardan 10 tanesi zar onarımı yapsa ve her birinin 5′er tane yaptığını düşünün. Bu arada kadın doğumcuları da unutmamak lazım. Yine İstanbul’da en az 500 tane de kadın doğumcu var. Bu doğrultuda sadece İstanbul’da yılda en az 1000 genç kızın kızlık zarı onarımı yaptırdığını söyleyebiliriz.”
AYDA 10 HASTA BAŞVURUYOR
Genç kızların daha çok kendilerine internet yoluyla ulaştığını anlatan Doç. Dr. İbrahim Aşkar, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Ortalama her gün net internet üzerinden bu konuda 1 kişiye en az danışmanlık yapıyoruz. Konu hakkında bilgi alıyorlar. Bu son derece ciddi bir rakam. Sadece bize değil birçok kişiye bu şekilde ulaşılabiliyor. Bu bana ulaşan rakam. Ama kullanamayanlar kendi bildikleri yöntemlerle tanıdık tavsiyesiyle gidip kızlık zarı onarımı yaptırıyor. Ayda ortalama 10 hasta kızlık zarı diktirmek amacıyla bize başvuruyor. Sadece birkaç tanesine biz işlem yapıyoruz. Kendilerine yapılacak işlemleri anlatıyoruz. Bu işlemlerde şehir mesafesi önemli. Sonuçta hepsi İstanbul’dan gelmiyor. Bazıları geldiklerinde kalacak zamanları olmuyor. Bu yüzden de vazgeçebiliyorlar.
İKİ TİP DİKİM İŞLEMİ VAR
Kızlık zarı dikim işlemi iki tiptir. Birisi halk arasında yaygın olarak bilinen şekliyle hemen ilişkiye girmeden birkaç gün önceden yapılan, diğeri zarar görmüş zar parçalarını tutturup dikerek yaptığımız işlem. İkinci işlem birkaç ay, birkaç yıl dayanabiliyor. Burada amaç zarın mümkün olduğu kadar orjinale yakın olması. Hal böyle olunca en küçük zorlamayla, hareketle yırtılabiliyor. Müdahaleden sonraki 7 gün hastadan hareket etmemesini istiyoruz. Şehir dışından gelen kişi herhangi bir yakınının yanında kaldığında bunu izah edemiyor. Çünkü tanıdıklarına bunu anlatması mümkün değil. ‘Niye kalkmıyorsun, yaran yok’ veya ‘Ne ameliyatı oldun sen?’ diye soruluyor. Genç kız bunu izah edemediği için İstanbul dışından kolay kolay gelemiyor.
ELBETTE ETİK DEĞİL
Ancak bu hafta sonu kızlık zarını diktirmek için gelecek ayın 10′una bir hastamız randevu aldı. Uzun süreli dikim istiyor. Aslında insanlar bu olayı bir tatil programını planlar gibi planlıyor. Etik olmadığı konusunda ben de hemfikirim. Yalnız şu var ki; ‘ben Ayşe’nin Fatma’nın kızlık zarını diktim’ diye açıklamak da etik değil. Doğal olarak hasta mahremiyetini koruyarak gelen hastaya müdahale yapıyoruz. Etik olmamasının en önemli nedeni; Türkiye’deki tabuların anormalliği. Benim şahsi fikrim, kesinlikle bir kızın ya da kadının sadakati kızlık zarının yırtılmasıyla ölçülecek bir şey değil.
SADAKAT BUNUNLA ÖLÇÜLMEZ
Eğer insanın beyninde bir şey varsa, bunu istediği zaman istediği ortamda yapabilir. Sadece kızlık zarıyla kadının sadakati ölçülemez. Bunun dışında sapık şeyler yapan bir sürü insan da var. Bana göre gereksiz, abuk subuk bir şey bu. Ayrıca gelen hastaya da bunu anlatıyorum. ‘Boşu boşuna psikolojinin bozulmasının anlamı yok’ diyorum, ‘kafana takma’ diyorum ama genelde şartlanmış olarak geliyorlar. Bu şartlarda yapıyoruz operasyonu. ‘Aman gel, mutlaka yapalım’ diye bir yaklaşım yok. Bu ahlaki değil, etik değil, insani hiç değil.
Takvim
www.haber3.com dan alıntı
İşte Ergenekon
Ocak 25, 2008
İsimleri Susurluk’tan Danıştay baskını ve 301 eylemlerine kadar hep birlikte geçen kişilerin ilişkisi incelendiğinde Ergenekon’un iyi bir fotoğrafı çıkıyor
RADİKAL -
Glock tabancalarla suikast bombalarla darbe ortamı
Ergenekon soruşturmasında basına yansıyan iddialara göre örgüt Kürt kökenli işadamları, siyasiler, üst düzey bürokratlar ve ünlü isimlere suikast düzenleyecek, bombalı eylemler yapacaktı. Oluşacak kaos ortamı darbeye zemin hazırlayacaktı
İSTANBUL - Ulusalcı cephenin tanınmış isimleri gözaltında tutulurken, yayın yasağı olmasına karşın gazeteler, kimi unsurları birbiriyle çelişse de çeşitli iddialar ortaya attı. İddialara göre, Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’u öldürmek için çete için Glock bir tabanca ve 2 milyon YTL aranıyordu. Çete ünlü isimlere suikastlar yaparak Türkiye’yi darbe ortamına sürüklemek istiyordu. Darbenin planlanan tarihiyse 2009′du. Ankara’da Sıhhıye Otoparkı’nda bulunan 700 kiloluk patlayıcı dolu minibüs çeteye aitti. Çete panik yaratmak için üç bombalı minibüsün İstanbul’da dolaştığı iddialarını yaymıştı. Henüz doğrulanmamış bu iddialar, çetenin ne kadar derin olduğunu gösteriyor.
Pamuk ve 2 milyon YTL
Hürriyet gazetesi, polisin teknik takibine göre örgütün Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’a suikast için 2 milyon YTL’lik kaynak aradığını yazdı. Milliyet gazetesi benzer iddialarda bulunurken Hürriyet’ten farklı olarak çetenin Glock marka silah ve tetikçiyi bulduğunu, tetikçiye verilecek 2 milyon YTL’yi de temin ettiklerini yazdı.
Darbe hazırlığı
Yenişafak gazetesi, çetenin darbe hazırlıkları yaptığını öne sürdü ve önemli iddialar haberleştirildi: “Örgüt, bombalı eylemler ve suikastlarla ülkeyi kaosa sürükleyerek askeri darbe için ortam hazırlamayı planlıyordu. Örgütün, Kürt kökenli işadamları, siyasiler, üst düzey bürokratlar ve ünlü isimlere suikast düzenleyeceği, bombalı eylemlerle kaos ortamı yaratarak 2009′da askeri darbeye zemin hazırlamayı planladığı belirlendi. Ankara’da bir otoparkta ele geçirilen 700 kilo TNT yüklü minibüsün de Ergenekon çetesi tarafından suikastlar için hazırlandığı anlaşıldı. İstanbul’da geçtiğimiz hafta polisi alarma geçiren üç bomba yüklü araç ihbarı ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın güzergahında bombalı araç bulunduğu iddiaları da örgüt işiydi. Muzaffer Tekin, patlayıcılarla ilgili olarak sayfalar dolusu bilgi verdi ve diğer zanlılarla olan ilişkilerini tek tek anlattı.”
Suçu PKK’ya attılar
Sabah gazetesinde “Gözdağı vermek için Sıhhiye’de çokkatlı otoparka ‘patlayıcı madde yüklü’ araç bırakıldı, endişeyi körükleyen ‘Üç bomba yüklü minibüs dolaşıyor’ dedikodusu yayıldı, Diyarbakır’da kendi adamları Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Hareketi Başkanı’na silahlı saldırı düzenleyip PKK saldırdı dediler. Gözaltına alınan bir kişinin otomobilindeki belgelerde şifreler yer aldı. Örgüt hedefteki kişileri, ‘tavşan’, tetikçileri ise ‘çiftçi’ olarak şifrelemiş. Bu kişinin üzerinde yedi kroki çıktı” denildi.
Yeni suikast iddiası
Gazetelerdeki bir diğer iddiaya göre Fethullah Gülen’e yakın emekli bir albay hedefteydi. Pendik’te 10 Ocak 2007 günü ruhsatsız tabanca ve 81 mermi ile yakalanarak gözaltına alınan Kuvayi Milliye Derneği Başkan Yardımcısı Murat Çağlar’ın, Gülen cemaati ile ilişkisi olduğunu düşündükleri emekli bir albayı öldürmek istediği iddia edildi.
Hablemitoğlu bağlantısı
Bir iddiaysa 19 Aralık 2002′de öldürülen ve faili meçhul kalan doçent Necip Hablemitoğlu’yla ilgiliydi. İddiaya göre İbrahim Çiftçi isimli bir kişi savcılığa giderek Necip Hablemitoğlu cinayetini işlediğini belirtti. Ancak savcılık Çiftçi’yi inandırıcı bulmadı. İzmir Alsancak semtinde kafe işleten İbrahim Çiftçi’nin işyerine 2006 Ekim ayında iki el bombası atıldı ve Çiftçi öldü. Çiftçi’nin cenazesine Susurluk sanıklarından Sami Hoştan, Yaşar Aktürk ve Necdet Ulucan gibi isimler katıldı.
Susurluk’tan Ümraniye’ye Ergenekon terör örgütü
Muzaffer Tekin
1984′te ordudan atılma eski bir yüzbaşı. Danıştay tetikçisi Alparslan Arslan ile saldırı öncesinde 15 kez telefonla görüştüğü saptandı. Danıştay baskınından sonra kaçarak emekli astsubay Mahmut Öztürk’ün evinde saklandı. İntihara teşebbüs etti. JİTEM’in kurucularından Ahmet Cem Ersever, TSK’dan şeref madalyası sahibi olan Tekin’in sınıf arkadaşı. Susurluk hükümlüsü Korkut Eken ile görüşüyor. TİT kurucusu Semih Günaltay’ın yanı sıra, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği ve Türk Mukavemet Teşkilatı ile bağları olduğu biliniyor. Susurluk’un önde gelen isimlerinden İbrahim Şahin ve Veli Küçük’le çekilmiş fotoğrafları bulundu. Tekin’e yardım eden ve Kıbrıs’ta kumarhane çatışmasında ölen Musa Çakmak da Şahin’in eski koruması. Geçen haziran ayından beri tutuklu.
Veli Küçük
Emekli Tuğgeneral. Susurluk skandalına adı karışan en üst rütbeli komutandı. Abdullah Çatlı ve ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım ile ilişkisi saptandı.Küçük’ün adı milliyetçi ‘Kızıl Elma’ koalisyonunun organizasyonu ile tekrar duyuldu. Güneydoğu bölgesinde yüzlerce faili meçhul cinayetin faili olarak anılan JİTEM’in kurucusu. Danıştay Baskını sonrasında gözaltına alınıp bırakılan, ardından Ümraniye’de bir gecekonduda yakalanan bombalarla ilgili operasyon nedeniyle tutuklanan Muzaffer Tekin’le doğrudan ilişkisi var. Hrant Dink cinayetinden sonra Orhan Dink, Küçük’ün, kardeşini tehdit ettiğini ileri sürdü. Küçük, şu an ortaya çıkan veriler dikkate alınırsa Ergenekon’un en önemli ismi. Gözaltında.
Ergün Poyraz
Ulusalcı cephede yer alan yazar. Verdiği ifadeler, Fethullah Gülen ve Başbakan Tayyip Erdoğan hakkındaki soruşturmalarda etkili oldu. Oktay Yıldırım’la arkadaşlığı var. Geçen temmuzdan beri tutuklu.
Oktay Yıldırım
Ordudan malulen emekli edildi. Muzaffer Tekin’in çok yakın arkadaşı. ‘Kuvvai Milliye’ Derneği’nin İstanbul il başkanlığını yaptı. Cumhuriyet gazetesine bomba atılması ve Danıştay saldırısından dolayı tutuklu.
Ümit Oğuztan
Postmodern darbe olarak anılan 28 Şubat döneminde ünlü travesti Sisi
ile birlikte Ali Kalkancı’nın eşi Emire Kalkancı’yı televizyonlara çıkmaya ikna etmişti. Ümit Oğuztan’ın o günlerde yazdığı yazılarla postmodern darbe ortamının hazırlanmasında etkili olduğu iddia ediliyor.
Oğuztan şu an gözaltında.
Bekir Öztürk
www.kuvayimilliye.net sitesideki yazılarla bir süre avukat Kemal Kerinçsiz’in sesi oldu. Kerinçsiz ile yollarını ayırıp aynı adla dernek kurdu. Genel başkanı olduğu derneğin İstanbul şubesinin başında Oktay Yıldırım vardı. Tutuklu.
Zekeriya Öztürk
Muzaffer Tekin Danıştay baskını nedeniyle aranırken yanındaydı. Tekin o günlerde emekli astsubay Mahmut Öztürk’ün villasında saklanmıştı. O dönem sorgulandıktan sonra serbest bırakıldı. Gözaltında.
Taner Ünal
VKGB’nin başkanı olan Taner Ünal’ın Muzaffer Tekin ile ilişkisi sabit. Danıştay baskını sonrasında gözaltına alındı ve serbest bırakıldı. Daha sonra Ümraniye bombalarıyla ilgili gözaltına alınarak tutuklandı.
Kemal Kerinçsiz
Bir grup ülkücü avukatla birlikte kurduğu Büyük Hukukçular Birliği Genel Başkanı olarak Elif Şafak, Orhan Pamuk, Perihan Mağden, Hrant Dink gibi isimler hakkında başlattığı kampanyalarla adını duyurdu. Geçen yıl yapılması planlanan Ermeni Konferansı’nın iptali için de dava açtı. Perihan Mağden hakkındaki davanın duruşmasına zanlılardan Zekeriya Öztürk’le birlikte geldi. Çok sayıda ‘ulusalcı’ eyleme Veli Küçük, Muzaffer Tekin gibi isimlerle birlikte katıldı. Muzaffer Tekin’in de avukatlığını yapıyordu. Gözaltında.
Fuat Turgut
Kemal Kerinçsiz gibi ‘milliyetçi’ suçluların avukatlığını yaptı. Adını Hrant Dink suikastinin azmettiricisi olduğu iddiasıyla yargılanan Yasin Hayal’in savunarak duyurdu. ‘Yüksekova Çetesi’nin de avukatıydı. Gözaltında.
Sevgi Erenerol
Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin basın sözcülüğü görevini yürütüyor. Avukat Kemal Kerinçsiz’le birlikte 301 davalarında, emekli tuğgeneral Veli Küçük’le birlikte de ulusalcı toplantılarda boy gösterdi. Gözaltında.
Fikri Karadağ
Muzaffer Tekin’in devre arkadaşı. Danıştay saldırısından sonra Vatansever Kuvvetler Güçbirliği’nden ayrıldı. Emekli Kurmay Albay olan Karadağ, Kuvvai Milliye Derneği’ni kurdu. ‘Ölme-öldürme’ yeminiyle tanındı. Gözaltında.
Hüseyin Görüm
Fikri Karadağ’ın kurduğu İstanbul merkezli Kuvayi Milliye derneğinin ikinci adamı. Örgüt elemanlarının nikâhlarını milli bir törene dönüştüren fotoğraflarla basına yansımıştı. Gözaltında.
Alparslan Arslan
Danıştay’a yönelik saldırının ve Cumhuriyet gazetesinin bombalanmasının asli faili. Avukatlık stajını Sedat Peker’in avukatının yanında yaptı. Muzaffer Tekin ve Veli Küçük ile ilişkisi tespit edildi. Arslan’ın aracında yapılan aramada, Ercan Cin adına düzenlenmiş VKGB kartviziti çıktı. Cin “Benim kartvizitim binlerce kişide var” dedi. Cumhuriyet gazetesinin bombalanmasını barmen Tekin Irşi ile birlikte yaptığı tespit edildi. Arslan’ın TİT’in kurucusu Günaltay ile de ilişkisi olduğu iddia edildi. Tutuklu.
Fikret Emek
Emekli Binbaşı Fikret Emek, Eskişehir’de yakalandı. Muzaffer Tekin tarafından ismi verildiği iddia edilen Emek’in Ankara’daki evi ile Eskişehir’deki iki ayrı adrese düzenlenen baskında polis bir cephaneliğe ulaştı. Tutuklu.
Semih Günaltay
Akın Birdal suikastı ve Türk İntikam Tugayı’nı kurmaktan hapse mahkûm oldu. Danıştay tetikçisi Alparslan Arslan’la yaptığı telefon görüşmesi saptandı. Kitaplarını Türk Solu dergisi bastı. Serbest.
Sedat Peker
Kelebek operasyonunda tutuklandı. Drej Ali ile uzun yıllardır tanışıyor. Caner Yiğit’i Veli Küçük’e koruma olarak tahsis ettiği iddia ediliyor. Peker’in www.öztürkler.com adlı internet sitesinin açılışına Küçük de katılmıştı. Gözaltında.
Güler Kömürcü
Akşam Gazetesi yazarı. Elinde devlet sırrı niteliğindeki çok sayıda belge bulunduğu ortaya çıktı. Telefonu dinlemeye takılan Kömürcü’nün Sedat Peker ile son derece samimi olduğu belirlenmişti. Gözaltında.
Sami Hoştan
Drej Ali gibi Susurluk davasının tanınmış ismi. Davada dört yıl hapisle cezalandırıldı. Veli Küçük ile doğrudan ilişkisi olduğu öne sürülüyor. Ergenekon çetesine lojistik destek verdiği belirtiliyor. Gözaltında.
Ali Yasak
‘Drej Ali’ olarak biliniyor. Adı 2. MİT raporunda Tansu Çiller-Mehmet Ağar tarafından kurulan örgütle anıldı. Sedat Peker, Sami Hoştan’la çetenin yeraltı bağlantılarını sürdürdüğü üzerinde duruluyor. Gözaltında.
Belgeleriyle adam kayırmacılığın Genelkurmaycası
Ocak 24, 2008Taraf durmadan kansızların damarına basmaya devam ediyor
Geçen 30 Ağustos’ta bir albayın generalliğe terfisi, devreleri ve albayı yakından tanıyan TSK mensupları tarafından hayretle karşılandı. Çünkü, normal şartlarda Hv. Alb Mustafa İlhan’ın değil generalliğe terfisi, meslekten ihracı ve hapiste olması gerekiyordu. İlhan’ın en yakın akrabalarının DHKP-C ve PKK bağlantılarını ve meslekte büyük suç kabul edilen izinsiz yurt dışına çıkışlarını bilmeyen yoktu. Bunların ötesinde, İlhan’ın görev yaptığı dönemde, komuta zafiyetleri sebebiyle birliğinin başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemişti. Bütün bunları herkes kadar bilen Korgeneral Hasan Memişoğlu’nun adam kayırması, kifayetsiz Albay Mustafa’yı, Tuğgeneral İlhan yapıverdi.
Teamüllere aykırı olarak, Albay İlhan’ın generalliğe terfisi geçen yılın YAŞ toplantısı öncesinde kesinleşmişti. Memişoğlu, YAŞ kararlarının önceden bilemeneyeceği gerçeğini ve gizliliğini hiçe sayarak İlhan’ın generalliğini çok önceden tebrik etmekten kaçınmadı. Halbuki İlhan hakkındaki bütün bilgiler Korg. Memişoğlu’nun bilgisi dahilindeydi.
Ekteki belgelerden de görüleceği üzere, İlhan’ın yakın akrabalarının DHKP-C ve DEVSOL bağlantıları devletin resmi kayıtları ile ortadaydı. DHKP-C’nin bölge sorumlusu militan Baldızı Meltem Özdemir, ev adresi olarak Mustafa İlhan’ın evini gösterecek kadar yakın buluyordu eniştesini kendi görüş ve düşüncelerine.
İlhan’ın eşinin kuzeni Ceyla Türkmen ise aktif bir PKK militanıydı. Yılmaz’ın terörist başı Öcalan’ın İmralı’daki kötü şartlardaki tutukluluğunu protesto etmek için açlık grevine katılanlardan biri olduğunun resmi kayıtları Korg. Memişoğlu’nun masasındaydı.
Generalliğinden önce 20 kez yurtdışına çıkan Alb. İlhan’ın bazı çıkışları resmi ve izinli olmasına rağmen bazı çıkışları da kanunsuz ve izinsizdi. Aşağıda sizin de göreceğiniz İlhan’ın 2002, 2003 ve 2004’teki izinsiz yurt dışı çıkışlarının listesi de Korg. Memişoğlu’nun elindeydi ancak paşamız her iki bilgiyi de sümen altı yaptı. Paşa görevinin gereği olan kritik personel hakkındaki bilgileri üst makamlara aktarma vazifesini ihmal etmekte beis görmedi.
Korg. Memişoğlu’nun saklayabileceği bilgiler yanında saklayamayacağı bilgiler de vardı. İlhan’ın albaylığının son yıllarında görev yaptığı Konya 3. Ana Jet Üs Komutanlığı, tarihininin hiç bir döneminde böylesine kötü idare edilmemişti. Ekteki resim ve haberlerden görüleceği üzere, bu dönemde 5 adet F-16 uçağı düştü ya da kırıma uğradı ve tam 17 rütbeli kazalar sonunda şehit oldu. Bu uçakların maddi değeri bir yana yetiştirilmesi ülkemizin yıllarını alan uzman havacıların kaybı hiç bir şekilde telafi edilemez.
İlhan’ın saklı akraba bağlantıları bu kaza ve kırımlar ve bunların sebep olduğu şehit ve yaralıların tesadüf olamayacağı yönünde ciddi ipuçları taşıyor. İlhan’ın izinsiz yurtdışı çıkışlarında kimlerle temas kurduğu hala büyük bir soru işareti. Zira kimsenin İlhan’a “nereye ve neden gittin kimlerle görüştün?” diye sorduğu soracağı yok.
TSK bünyesindeki varlığı zarardan başka hiç bir kelime ile tarif edilemeyen Mustafa İlhan, Korg. Memişoğlu’na sırtını dayayarak geçen 30 Ağustos’ta generalliğine kavuştu. Memlekete hayırlı olsun! Normal şartlar altında bu sicile sahip bir subayın değil albaylığa üsteğmenliğe kadar gelmesi dahi mucize sayılırdı.
Bu ibret verici olay, TSK mensuplarına generalliğe götüren yolları göstermesi açısından iyi bir örnek sayılamaz. Bu terfide asıl suçlunun İlhan mı yoksa Memişoğlu mu olduğu kararını herhalde “köklü özeleştiri geleneğine sahip” Genelkurmay’dan birileri verecektir.
EK 1: Albay Mustafa İlhan’ın Kırşehir DEV-SOL militanı olan baldızı Meltem Özdemir (Türkmen)’in Kırşehir’de yasadışı THKP/C ve DEV-SOL örgütleri adına sorumluluk üstlenerek (lise ve denge okullar sorumlusu) faaliyetlerde bulunduğunu gösterir belgedir.
EK 2: Albay Mustafa İlhan’ın Kırşehir DEV-SOL militanı olan baldızı Meltem Özdemir (Türkmen)’in bir ifadesinde kardeşiyle evli Albay Mustafa İlhan’ın adresini okul idaresine verdiğini gösterir belgedir.
EK 3: Albay Mustafa İlhan’ın karısının PKK militanı olan amcasının kızı Ceyla Türkmen’in kırsalda faaliyet gösterdiğini, örgüt komitesinde görev aldığını ve örgütleme gibi eylemleri anlatır ifade tutanağıdır.
EK 4: Albay Mustafa İlhan’ın karısının PKK militanı olan amcasının kızı Ceyla Türkmen’in cezaevlerindeki uygulamaları protesto etmek amacıyla süresiz açlık grevine katılan grup içerisinde yer aldığını gösterir dilekçe ve greve katılan örgüt mensuplarını gösteren belgelerdir.
EK 5: Albay Mustafa İlhan’ın karısının PKK militanı olan amcasının kızı Ceyla Türkmen’in terörist başı Abdullah Öcalan’ın İmralı Cezaevindeki tutukluluk şartlarını protesto etmek ve sözde tecridin kaldırılması için açlık grevine katıldığını gösterir militan arkadaşlarıyla birlikte imzalayıp Cezaevi müdürlüğüne sundukları dilekçedir.
EK 6: Albay Mustafa İlhan’ın karısının PKK militanı olan amcasının kızı Ceyla Türkmen’in terörist başı Abdullah Öcalan’ın İmralı Cezaevindeki tutukluluk şartlarını protesto etmek için hastane, revir ve doktora çıkmama kararı aldıklarının gösterir militan arkadaşlarıyla birlikte imzalayıp Cezaevi müdürlüğüne sundukları dilekçedir.
Darbeci Ergenekon
Ocak 24, 2008 İsmet Berkan
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın aylardır yürüttüğü Ergenekon terör örgütü soruşturmasında yeni bir aşamaya daha gelindi. Önceki gün sabaha karşı evlerinden alınan 34 kişiyle birlikte halen tutuklu olan 20′ye yakın isimle soruşturma sürüyor. |
Ergenekon’un beş lideri
Ocak 24, 2008Bizim iyi çocuklarımız
Radikal Türkiye
|
| Operasyon kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri kökenli Muzaffer Tekin, Oktay Yıldırım, Fikret Emek, Mahmut Öztürk tutuklu; Veli Küçük, Fikri Karadağ, Zekeriya Öztürk ve Muhammet Yüce iki gündür gözaltında tutuluyor. |
‘Derin devlet’ operasyonunda gözler, adı geçmişte kontrgerilla dosyalarında gündeme gelen Ergenekon örgütünde. Örgütün tepesindeki beş kişi ‘komutan’ unvanını kullanıyor. Zanlılardan sekizi eski asker
RADİKAL - İSTANBUL - Ümraniye’de bulunan el bombalarıyla ilgili soruşturmada ortaya çıkan örgütlenme ‘derin devlet’ tartışmalarını tekrar gündeme getirdi. ‘Ergenekon’ olarak bilinen bu örgütlenmeyle ilgili birçok iddia bulunuyor. Asker içindeki bu örgütlenmenin sivil ayağını eski asker ve istihbaratçıların yönlendirdiği belirtiliyor. Soruşturma çerçevesinde asker kökenli Muzaffer Tekin, Oktay Yıldırım, Fikret Emek, Mahmut Öztürk gibi kişilerin tutuklanması, Veli Küçük, Fikri Karadağ, Zekeriye Öztürk ve Muhammet Yüce’nin gözaltına alınması operasyonun ‘Ergenokan’a karşı yapıldığı savlarını güçlendiriyor. Baskınlarda ele geçirilen belgeler toplumdaki unsurları örgütlemek için beş sivil yöneticinin bulunduğunu gösteriyor.
Ülkücü kökenli kişiler
Ergenekon ile ilgili ilk ciddi araştırmayı Can Dündar ile Celal Kazdağlı, aynı adı taşıyan kitaplarında ortaya koydu. Kitapta Alparslan Türkeş, Abdullah Çatlı, Haluk Kırcı, Korkut Eken’in yanı sıra birçok ülkücü kökenli kişinin mekanizmada yer aldığı iddia edildi. Ergenekon’la ilgili basında çıkan bazı bilgiler şöyle:
Ergenekon’daki kişilerin, Türkiye’deki mevcut rejimin gerçek hâmisi olduğuna yürekten inandığı belirtiliyor. ‘İç düşmanları’ pasifize etmek, hatta ortadan kaldırmak için yapmayacağı ve yapamayacağı hiçbir faaliyet olmadığı kaydediliyor. Oluşumdakiler Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaya çalışanlarla savaştığına inanıyor. Suikastları kaçınılmaz görüyor. Entelektüellere önem veriyor. Medyayı, sivil toplum kuruluşlarını (STK) kullanmanın önemine vurgu yapıyor. Naylon terör grupları ile naylon şirketlerin kurulması gerektiğini düşünüyor. Taşeron mafya yapılanmaları örgütün içinde yer bulabiliyor. Ergenekon’un, kendi örgütüne bağlı holdingler, bankalar ve medya kuruluşları kurup ideolojiye uygun ekonomi ve politik dengeleri sağlayabilmesi öngörülüyor.
Dört komutanlık var
Örgütün başkana doğrudan bağlı olan dört daire komutanlığı ile iki sivil başkanlıktan oluştuğu iddia ediliyor. ‘Lobi’ adı verilen sivil unsurların örgütlenmesini sağlayan oluşumla ilişkileri bu iki sivil sağlıyor. Toplam altı ünitenin komutan ve başkanlarının bir asistanı, bir de bölüm uzmanından oluşan iki yardımcısı olması gerekiyor. Örgütteki yönetim şöyle: Ergenekon Başkanlığı, Daire Komutanlığı, Analiz ve Değerlendirme Dairesi Komutanlığı, Operasyon Dairesi Komutanlığı, Finansman Daire Başkanlığı (sivil), İçi Araştırma Dairesi Komutanlığı, Teori Tasarım ve Planlama Dairesi Başkanlığı (sivil).
Eski askerler ve istihbaratçılar
Eski ve emekli askerlerle istihbaratçılar örgütün bel kemiğini oluşturuyor. Örgütte gençlerden seçilmiş yeteneklerin yanında, profesyonellerden de yararlanılması öngörülüyor. Özellikle toplumun her kesiminden insanla temasta olan doktor, avukat ve psikologlar tercih ediliyor.
‘Lobi’de beş sivil yönetici
İlk Ümraniye operasyonunda bulunan belgeler sivil unsurların mensup olduğu örgüt içi bir örgütten söz ediliyor. ‘Lobi’ adlı bu yapılanmayı örgütün üyeliğine atanmış beş sivil yönetici tarafından yönlendiriliyor. Beş sivil yönetici personelin Ergenekon’la temasını atanmış iki personel sağlıyor. Departman başkanları beş yönetici tarafından seçiliyor ve yönlendiriliyor. ‘Lobi’nin kuruluş gerekçesiyse şöyle gösteriliyor:
“Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösteren ‘Ergenekon’a bağlı olarak, ’sivil unsurların’ örgütlenmesi zorunluluğu kaçınılmaz bir gerçektir. Bu gerçekten hareketle hazırlanan ve ‘Lobi’ adı verilen bu ‘gizli örgütsel’ çalışmanın amaçları doğrultusunda şimdiye değin faaliyet gösterilmemiş olması, bize göre büyük bir talihsizliktir. Ayrıca, Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı sivil toplum örgütleri, önlerinde ilk kez bir sivil kontr hareketin direncini bulacaktır. Karşılaşacakları bu sivil direnç, etkinliklerini sıfır noktasına çekecektir. Yetişkin ve yetişmekte olan gençlik, özüne uygun platformlarda kendisini ifade edebilecektir. Lobinin faaliyetleri, siyasi otorite grupları ile dış kaynaklı, işbirlikçi, sözde sivil toplum örgütlerinin bölücü ve yıkıcı girişimlerini etkisiz kılacaktır. Lobi’nin kontra direnci ile karşılaşan siyasi otorite grupları, doğal olarak Kemalist sivil ‘lobi’ ile işbirliğine yönelme zorunluluğu duyacaklardır.”
Kitlesel eylemleri yönlendirmek
‘Lobi’nin faaliyetleriyle daha kolay ve sağlıklı istihbarat toplanabileceği ve değerlendirme yapılabileceği düşünülüyor. ‘Lobi’nin bir başka amacıysa şöyle anlatılıyor: “İşlevini tamamlamış çeşitli işçi sendikalarının, sivil toplum örgütlerinden etkilenmeleri sağlanarak, mevcut sendikaların tepkisel ve kitlesel eylemlerinin, endirekt metotlarla yönlendirilmesi sağlanacak. Faaliyete geçirilmesi planlanan Lobi, ticari şirketler aracılığı ile ekonomik güç kazanmalı, kuracağı vakıfla da ekonomik gücünü artırma çalışmalarına yönelmeli.”
‘Lobi’nin organizasyon planı şöyle sıralanıyor: Merkez Araştırma-Bilgi Toplama, Analiz ve Değerlendirme Finans-Ticaret, Kültür- Bilim Teori-Senaryo İletişim- Propaganda Hukuk, Uluslararası İlişkiler.

Yazan: radikalgazetesi




